AYM Bireysel Başvuru
AYM Bireysel Başvuru
ANAYASA MAHKEMESİ'NE BİREYSEL BAŞVURU

Giriş

 

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru usul ve esasları, Anayasa’nın 148. maddesi, 6216 sayılı Kanun’un 45 ila 51. maddeleri ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59 ila 84. maddelerinde düzenlenmiştir.

 

Bireysel Başvuru

 

Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmektedir. Bireysel başvuru, kamu gücünün (yasama, yürütme ve yargı organları, belediyeler vb.) işlem, eylem veya ihmali nedeniyle temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen bireylerin, Türkiye’de diğer tüm hak arama yollarını tükettikten sonra başvurabilecekleri bir hak arama yolu olarak da tanımlanabilir.

 

Bireysel başvurunun varlık nedeni, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesini önlemek; ihlal gerçekleşmişse ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Sadece Anayasa’da belirtilen haklardan birinin ihlali iddiasıyla bireysel başvuru yoluna başvurulabilir. Yasama işlemleri (kanun) ile idarenin düzenleyici işlemleri (tüzük, yönetmelik vb.) doğrudan bireysel başvuru konusu olamaz. (Süleyman Erte, B.No:2013/469, 16.04.2014, s. 17) Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi değildir. Anayasa Mahkemesi karar verirken, Anayasa hükümlerini mümkün olduğu ölçüde AİHS’e uygun şekilde yorumlayıp bir sonuna varmaktadır.

 

Bireysel başvurunun maddi şartları şunlardır:

 

  • Başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmesi.
  • İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kanunlarda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmesi.
  • Başvurunun anayasal açıdan önem taşıması.

 

AİHS kapsamında olup başvuruya konu olabilecek temel hak ve özgürlükler şunlardır:

 

Madde

AİHS

Anayasa

Yaşam hakkı

2

17

İşkence yasağı

3

17

Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı

4

18

Özgürlük ve güvenlik hakkı

5

19

Adil yargılanma hakkı

6

36

Kanunsuz ceza olmaz

7

38/1

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

8

20

Konut dokunulmazlığı

8

21

Haberleşme özgürlüğü

8

22

Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü

9

24-25

İfade özgürlüğü

10

26

Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü

11

33-34

Toplantı ve yürüyüş hakkı

11

34

Sendika hakkı

11

51

Örgütlenme özgürlüğü ve siyasi partiler

11

33-68

Evlenme hakkı

12

20-41

Etkili başvuru hakkı

13

40

Ayrımcılık yasağı

14, Ek-12/1

10

OHAL'de askıya alma

15/2

15/2

Hakları kötüye kullanma yasağı

17

14/2

Haklara getirilen kısıtlamanın sınırlanması

18

13

Mülkiyet hakkı

Ek-1/1

35

Eğitim hakkı

Ek-1/2

42

Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı

Ek-1/3

67

Ceza davasında itiraz hakkı

Ek-7/2

 

Adli hata halinde tazminat hakkı

Ek-7/3

 

Aynı suçtan iki kez yargılanmama

Ek-7/4

 

Eşler arasında eşitlik

Ek-7/5

 

 

Bireysel Başvuru Kapsamındaki Temel Hak ve Özgürlüklerle İlgili Bazı Konular

 

  1. Zorla çalıştırma yasağı: Doktorlar için öngörülen zorunlu hizmet yükümlülüğü (Meltem Sukan, B.No:2013/9459, 21.04.2016, s. 35,36), bireysel başvuruya konu olamaz.

 

  1. Özgürlük ve güvenlik hakkı: Resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilen kararlar (Hanefi Avcı, B.No:2013/2814, 18.06.2014, s. 40), resen gerçekleştirilen tutukluluk incelemesine dair kararların alt unsurları (örneğin resen yapılan inceleme esnasında ilgili mahkemece alınan savcılık görüşünün başvurucuya tebliğ edilmemesi) (Hüseyin Arasan, B.No:2014/4246, 06.05.2015, s. 46), bireysel başvuruya konu olamaz. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibariyle tutukluluk hali sona erer. Mahkemenin verdiği mahkûmiyet sonrasındaki tutulma hali “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma değil, Anayasa’nın 19/2 maddesindeki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” kapsamındadır. Tutukluluğun sona ermesi açısından mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması gerekmez. AİHM ve Yargıtay da, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. (Neytullah Bayram, B.No:2014/10339, 15.04.2015, s. 44)

 

  1. Adil yargılanma hakkı: Adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkeler, AİHS’in 6. maddesinde “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” (Cevdet Genç, B.No:2012/142, 09.01.2014, s. 36) esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtildiği için hakkın kapsamı bu konularla sınırlıdır. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerekir. Ancak yargılamanın yenilenmesi, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar, bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi gibi konular da adil yargılanma hakkı kapsamına dâhildir. (Nevruz Bozkurt, B.No:2013/664, 17.09.2013, s. 25, Tevfik Yıldırım, B.No:2013/4701, 23.01.2014, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B.No:2013/711, 03.04.2014, s. 39-47) Ancak bir ceza davasında mağdurun, üçüncü kişilerin cezalandırılmasını talep etmesi (Onurhan Solmaz, B.No:2012/1049, 26.03.2013, s. 23,24), cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı (01.08.2016 tarihinden önce ise) (Hikmet Balabanoğlu, B.No:2012/1334, 17.09.2013, s. 40), sınır dışı edilme kararına dair uyuşmazlık (Z.M. ve I.M., B.No:2015/2037, 06.01.2016, s. 61-64), iddianamenin kabulü kararına dair iddialar (Sadullah Remzi Karagöz, B.No:2014/8870, 08.06.2016, s. 61), ceza davasında mağdurun, yargılamanın uzun sürmesine dair ihlal iddiası (Mehmet Fatih Ortaç, B.No:2014/10750, 16.11.2016, s. 14-16), bireysel başvuruya konu olamaz.

 

  1. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı: Bu hak, ulusal parlamentolar gibi yasama organı seçimlerine ilişkin güvenceler getirmiş olup yasama organı seçimleri dışındaki diğer seçimlerle ilgili ihlal iddiaları bu kapsamda değildir. (Mehmet Yiğiner, B.No:2014/1944, 23.07.2014, s. 23; Zeki Bingöl, B.No:2013/3651, 25.03.2015, s. 44) Oda seçimleri (Mehmet Yiğiner, B.No:2014/1944, 23.07.2014, s. 23-24), siyasi parti kongreleri (Mustafa Ekici, B.No:2014/13675, 08.09.2014, s. 18,19), Cumhurbaşkanlığı seçimi (Ahmet Çalışkan, B.No:2014/11717, 04.11.2014, s. 22-24), hükümlülerin seçme hakkı (Musa Kaya, B.No:2014/19397, 25.03.2015, s. 18-22), bireysel başvuruya konu olamaz.   

 

  1. Mülkiyet hakkı: Anayasa ve AİHS, mülk edinme talebini değil, kişinin var olan mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu durum hakkın kazanılmış olması veya mevcut olması şeklinde de ifade edilebilir. (Zekiye Şanlı, B.No:2012/931, 26.06.2014, s. 32-33) Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden kişi, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B.No:2013/1178, 05.11.2015, s. 49-54) Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. İstisna olarak, belli durumlarda bir “ekonomik değer” veya icrası mümkün bir “alacağı” elde etmeye yönelik “meşru bir beklenti”, mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. (Kemal  Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B.No:2012/636, 15.04.2014, s. 36,37) Ancak kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kayıtlara dayalı iddialar (Cüneyt Ali Turgut, B.No:2013/8332, 10.03.2016, s. 39), döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmamaya dair iddialar (Uğur Çelik, B.No:2015/20244, 15.06.2016, s. 24), gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine bağlı iddialar (Ahmet Sağlam, B.No:2013/3351, 18.09.2013, s. 37,38), gelecekte alması gereken maaşları almaktan yoksun bırakılmaya dair iddialar (Zeynel Temel Kangal, B.No:2013/5049, 28.05.2014, s. 27-29), yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle taşınmazdan yararlanma ve gelir elde etme haklarını kullanamamaya yönelik iddialar (Sultan Tokay ve diğerleri, B.No:2013/1122, 26.06.2014, s. 36,37), Devlet memurluğundan çıkarılma cezası nedeniyle gelecekte alınması gereken özlük haklarından mahrum kalmaya yönelik iddialar (Mehmet Savni Kafadaroğlu, B.No:2013/5996, 15.10.2014, s. 24-25), erken emekliye ayırma nedeniyle elde edilebilecek gelirden mahrum kalmaya yönelik iddialar (Ali Efe, B.No:2013/2860, 11.12.2014, s. 42-44) bireysel başvuruya konu olamaz.

 

Bireysel Başvuru Koşulu

 

İnsan hakları ihlallerinin önlenmesi, öncelikle tüm idare ve yargı mercilerinin görevidir. Söz konusu şikâyetlerin Anayasa Mahkemesi’ne iletilmesinden önce ilgili mercilerin bu ihlalleri gidermeleri beklenir. Bu nedenle bireysel başvuruda bulunabilmek için, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

 

Örneğin gözaltına alınan bir vatandaşa kötü muamele yapılmaması öncelikle memurun, karakol amirinin, kaymakamın/valinin; soruşturulması Cumhuriyet savcısının, yargılamanın yapılarak ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması da ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemelerinin görevidir. Bu aşamalardan geçtikten sonra dahi ihlal ve sonuçları ortadan kaldırılmamışsa bireysel başvuru yapılabilir.  

 

Bireysel Başvuru Hakkına Sahip Olanlar

 

İhlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal nedeniyle şahsen mağdur olan kişi veya bu mağdurun avukatı ya da kanuni temsilcisi bireysel başvuru hakkına sahiptir. Özel hukuk tüzel kişileri (dernek, sendika, vakıf vb.) sadece, tüzel kişiliğe ait haklarının (örgütlenme hürriyeti veya hak arama hürriyeti gibi) ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir. Örneğin kendi üyelerinin haklarını savunmak amacıyla başvuruda bulunamazlar. Kamu tüzel kişileri (Devlet kurumları, belediyeler vb.) ise bireysel başvuruda bulunamaz.

 

Yabancılar, sadece yabancılara tanınan haklarla (örneğin yaşam hakkı, işkence yasağı vb.) sınırlı başvuru yapabilirler. Örneğin Türk vatandaşlarının sahip olduğu seçme ve seçilme hakkı gibi konularda başvuru yapamazlar.

 

Bireysel Başvuru Usulü, Ücret ve Adli Yardım 

 

Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi internet sitesinde bulunan ve 01.01.2019 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanan yeni Bireysel Başvuru Formu kullanılarak Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılabileceği gibi il/ilçelerdeki mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla da yapılabilir. Ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüler de başvuru yapabilir. Başvuru Türkçe ile yapılır. Başvurunun kaydının yapılıp başvurucuya alındı belgesinin verildiği tarih, başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Ceza infaz kurumlarından yapılan başvurularda ise başvuru dilekçesi cezaevi idaresine verilmiş ise idareye verilen dilekçedeki tarih, başvuru tarihi olarak dikkate alınır. Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline 15 günü geçmemek üzere süre verilir. Geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verilir. Bu karara 7 gün içinde itiraz edilebilir. Mektup veya elektronik iletişim araçlarıyla başvuru yapılamaz.

 

Bireysel başvuru harca tabidir. 2019 yılı için başvuru harcı 364,60 TL’dir. Başvurucunun harcı ödeme gücü yoksa adli yardım talebinde bulunabilir. Bunun için başvuru formunun son sayfasındaki sonuç talepleri bölümünde durum belirtilerek dayanak gösterilen belgeler (muhtardan alınan fakirlik belgesi veya SGK- sosyal güvencesi olmadığına dair belge- ve tapu kayıtları gibi maddi durumun yetersizliğinin belgelendirildiği belge) eklenmelidir. Anayasa Mahkemesi, adli yardım talebini değerlendirirken, başvurucunun bireysel başvuruya konu olayla ilgili diğer yargılama safhalarında adli yardımdan yararlandırılıp yararlandırılmadığını ve yararlandırılmamış ise geçen sürede ekonomik durumunda esaslı bir değişikliğin olup olmadığına bakmaktadır. Başvurucu daha önce adli yardımdan yararlanmamış ise maddi durumundaki esaslı değişikliği belgelendirmelidir. Örneğin cezaevinde olan başvurucunun, cezaevinde olması nedeniyle maddi durumunun yeterli olmadığı varsayılarak adli yardım talebi kabul edilmiştir. (Ramazan Vural, B.No:2013/1148, 07.07.2015)

 

Bireysel Başvuruda Süre ve Mazeret

 

Anayasa Mahkemesi, 23.09.2012 tarihinden sonra kesinleşen (bu tarihten önce ihlal gerçekleşmiş olsa bile) nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları incelemektedir. (Hasan Çelen, B.No:2012/73, 05.03.2013, s. 16)  

 

Bireysel başvuru, başvuru yollarının (istinaf, temyiz gibi) tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır. 30 günlük sürenin başlangıç tarihi olarak kesinleşmiş kararın kişiye tebliği ya da tefhim tarihi esas alınır. Bu süreyi aşan başvurular inceleme yapılmaksızın reddedilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Başvurucu, tebliğden itibaren 7 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edebilir. Sürenin hesabında, 6100 sayılı HMK’nın 90 ila 93. maddeleri esas alınır. Anayasa Mahkemesi adli tatile girmediğinden, bireysel başvuru bakımından adli tatil hükümleri süre hesabında dikkate alınmaz. Keza idari izin dönemlerinin de bireysel başvuru sürelerine etkisi yoktur. (Abdulkadir Önen, B.No:2014/16212, 28.09.2016, s. 32)

 

Başvuru süresinin başlangıcı, somut olayın özelliğine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir. (Bilent Aktaş ve diğerleri, B.No:2014/19389, 07.12.2016, s. 11) Bireysel başvuru süresi bakımından “nihai kararın gerekçesinin tebliği”, öğrenme şekillerinden birisidir. (Mehmet Ali Kurtuldu, B.No:2013/5504, 28.05.2014, s. 27) Nihai kararın gerekçesinin “dosyadan suret alınması” gibi hallerde öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucunun nihai kararın gerekçesini “öğrendiklerini beyan ettikleri tarih” de bireysel başvuru süresinin başlangıcı kabul edilebilir. (İlyas Türedi, B.No:2013/1267, 13.6.2013, s. 21,22) Keza nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla birlikte sonucunun öğrenildiği durum da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine ilk derece mahkemesinden kesin olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucunun öğrenildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir. (Aydın Selçuk, B.No:2014/3194, 20.11.2014, s. 24) Başvurucu veya vekili tarafından nihai karar; tebligat yoluyla, Yargıtay’da duruşma yapılmış ise tefhimle, hakkındaki cezanın infazı için başvurucunun yakalanmasıyla, müddetnamenin/çağrı kâğıdının/ödeme emrinin tebliği suretiyle, dosyadan fotokopi alınmasıyla öğrenilebilir. (Özgür Çapkın, B.No:2014/2546, 30.12.2014, s. 22-24; Hakan Fuat Komili, B.No:2013/2470, 17.09.2013, s. 18)

 

Kesin nitelikteki kararlar (örneğin hapis cezasından çevrilmeyen 3.000,00 TL ve altındaki APC), hüküm tarihi itibariyle kesinlik kazanır. Bu nedenle bireysel başvuru süresi, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren veya başvurucu tarafından başka bir suretle öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Temyize tabi bir kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde başvuru süresi, bu kararın tebliği veya tefhiminden itibaren başlar. (Mirze Aydın ve Metin Karabulut, B.No:2013/7837, 06.04.2016, s. 24) İtiraz üzerine verilen karar (örneğin tutuklama) ile olağan başvuru yolu tüketilmiş olduğundan kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunulmalıdır. Tutukluluk süresinin sonu, kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir. (Mehmet Emin Kılıç, s. 27) Derece mahkemesince hüküm verilmeden önce tutukluluk hali sona eren bir kişinin, en geç tahliye edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekir. (Cüneyt Kartal, B.No:2013/6572, 20.03.2014, s. 22) Olağanüstü kanun yollarına (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itiraz yetkisi, kanun yararına bozma) başvuru halinde, başvurucunun olağanüstü kanun yollarına gidilmesi talebi, sadece anılan merciin takdirini harekete geçirmeye yöneliktir. Bu kapsamda yapılan taleplerin bireysel başvuru süresi üzerinde etkisi yoktur. (Rafet Ünal, B.No:2013/1610, 13.06.2013, s. 16; Menduh Ataç, B.No:2013/1751, 13.06.2013, s. 16) Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması halinde ise başvuru süresi, söz konusu asıl kararın en geç yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu tarihte öğrenildiği kabul edilir. (Ümit Tekin, B.No:2013/781, 26.03.2013, s. 17)

 

Başvuru süresinin mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle kaçırılması halinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde başvuru formu ve eklerinin yanı sıra mazeretleri belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder. (Mehmet Encu ve diğerleri, B.No:2014/11864, 24.02.2016, s. 39,40) Avukat veya kanuni temsilcinin mazeretleri de kabul edilebilir. (Ramazan Sönmez, B.No:2013/6325, 15.04.2014, s. 22) Her hastalık mazeret olarak kabul edilmez. Örneğin akut farenjit ve bronşit teşhisi, mazeret olarak kabul edilmemiştir. (Mehmet Tahir Karakoç, B.No:2013/2295, 13.09.2013, s. 17) Örneğin başvurucunun işverene ait bir iş dolayısıyla başka şehirde çalışması veya köyde oturması haklı bir mazeret olarak kabul edilmemiştir. (Yasin Yaman, B.No:2012/1075, 12.02.2013, s. 23; Selahattin Keskin, B.No:2013/701, 31.10.2013, s. 15) Yatak istirahati verilen hastalıklar haklı mazeret olarak kabul edilmiştir. (Osman Şanlı, B.No:2013/2305, s. 21)

 

Başvuru Dilekçesinde Bulunması Zorunlu Unsurlar

 

Bireysel başvuru dilekçesinde şu hususların belirtilmesi zorunludur:

 

  • Başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik, adres ve iletişim bilgileri, (Başvuruda kimlik bilgilerinin gizlenmesi mümkün değildir. Gizlenirse başvuru kayda alınmaz.)
  • İşlem, eylem veya ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlükler ve dayanılan Anayasa hükümleri, (özlü açıklamalar)
  • İhlal gerekçeleri, (özlü açıklamalar)
  • Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zarar.
  • Bireysel başvuruda, ihlalin tespiti ile ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama yapılması veya tazminat talep edilebilir.

 

Başvuru Formuna Eklenmesi Gereken Belgeler

 

Başvuru formuna, aşağıdaki belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri eklenmelidir: (Belgelerin asılları başvurucuya iade edilmez.)

 

  • Avukat veya kanuni temsilci ile yapılan başvuruda temsile yetkili olunduğuna dair belge veya vekâletname.
  • Harcın ödendiğine dair belge.
  • Nüfus cüzdanı örneği. Yabancı ise geçerli kimlik belgesi.
  • Tüzel kişilerde tüzel kişiliği temsile yetki belgesi.
  • Nihai karar ya da işlem tebliğ edilmişse tebellüğ belgesi.
  • Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı suretleri.
  • Tazminat talebi varsa uğranılan zarar ve buna dair belgeler.
  • Başvuru süresinde yapılmamışsa mazereti ispatlayan belgeler.

 

Eklenmesi gereken belgelere, her türlü hukuki girişimlere rağmen ulaşılamaması ve ilgili makamlarca verilmemesi halinde, başvurucunun bunlara erişememe nedenlerini delilleriyle birlikte formda belirtmesi gerekir.

 

Bireysel Başvurunun Şekil Şartları, Gizlilik ve Form ya da Eklerinde Eksiklik Bulunması

 

Bireysel başvuru formunda istenen bilgiler, tam ve okunaklı doldurulmalı ve kendisi veya avukat tarafından imzalanmalıdır. Form, sadece başvurunun esasına yönelik ve başvurunun karara bağlanmasında zorunlu olan özlü bilgileri içermeli ve form toplamda ekleri hariç 10 sayfayı geçmemelidir. Sayfa sayısı belirtilenden fazla ise ayrıca başvuru formuna “Açıklamalar” kısmının en fazla 10 sayfalık bir özetinin eklenmesi gerekir. Ayrıca belgeler zımbalanmamalı, yapıştırılmamalı veya bağlanmamalıdır. Başvuru formuna ek sunulan belgeler tarih sırasına göre numaralandırılarak dizi pusulasına bağlanmalıdır. 

 

Başvuru belgelerinde başvurucunun kimlik bilgilerini gizlemesi mümkün değildir. Ancak başvurucunun daha sonraki aşamalarda sadece kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep edebilme hakkı bulunduğu için, yargılamanın aleniyeti ilkesinin istisnası olan bu talebini ve gerekçesini başvuru formunda belirtmesi gerekir.

 

Başvuru formu ve eklerinin incelenmesinde eksiklik tespit edilmesi halinde bu hususun tamamlanması veya giderilmesi için başvurucuya 15 günü geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa başvuru incelenmeksizin reddedilir ve tebliğ edilir. Başvurucu, tebliğden itibaren 7 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edebilir.

 

Anayasa Mahkemesi’nce Başvurunun İncelenmesi ve Kararlar

 

Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvurular esas itibariyle iki aşamalı (Komisyon ve bölümler) incelemeye tabi tutulur. İlk olarak başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını taşıyıp taşımadığına bakılır. Bu şartları taşımayan başvurular, başka bir inceleme yapılmaksızın komisyonlar tarafından reddedilir. Başvuruya konu olayda temel hak ihlalinin bulunup bulunmadığı yönündeki inceleme ise esas aşamasında ve bölümler tarafından yapılır.

 

Anayasa Mahkemesi, önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Bu karar kesindir ve ilgililere tebliğ edilir. Başvurucu, tebliğden itibaren 7 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edebilir. Kabul edilemez olduğuna karar verilen iddialara ilişkin yeniden bireysel başvuru yapılması halinde, mükerrer başvuru olduğundan reddedilir. (kk., B.No:2016/12549, 04.10.2016)

 

Anayasa Mahkemesi, şu dört nedenden birinin varlığı halinde başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır:

 

  • İhlal iddialarının temellendirilememesi,
  • İddiaların salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olması,
  • Başvurunun karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret olması,
  • Temel haklara yönelik bir müdahalenin olmaması veya müdahalenin meşru olduğunun açık olması.

 

Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Eğer Adalet Bakanlığı yazılı görüş bildirirse bu görüş, değerlendirmelerini 15 gün içinde sunması için başvurucuya tebliğ edilir. Anayasa Mahkemesi, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruların incelenmesi sırasında istisnai de olsa tanık dinleyebilir, bilirkişi atayabilir veya keşif yapılmasına karar verebilir. Anayasa Mahkemesi’nin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Anayasa Mahkemesi, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbir kararı, başvurucunun yaşamına ya da maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin bulunduğu tespit edildiğinde temel haklarının korunması için verilen karardır. Anayasa Mahkemesi, tedbir kararı almayı çok istisnai durumlarda kabul etmektedir.  

 

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

 

Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi (vazgeçme), başvurucunun davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması (örneğin başvurucunun, süresi içinde harcı tamamlamaması), ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması veya başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi (örneğin Yargıtay dairesinin maddi hata düzeltme talebini kabul etmesi, Yargıtay tarafından kanun yararına bozma kararı verilmesi, başvuru yapıldıktan sonra başvurucu hakkındaki yakalama emrinin geri alınması, başvuru yaptıktan sonra başvurucunun ölmesi, bireysel başvuruya konu şikâyet hakkında AİHM tarafından karar verilmesi) hallerinde düşme kararı verilebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı hallerde düşme kararı vermeyerek başvuruyu esastan sonuçlandırabilir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, kendisi dışında başka bir usulle de olsa ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığını tespit etmesi halinde başvuru hakkında düşme kararı verebilmektedir.

 

Bireysel başvuru kararları, Anayasa Mahkemesi’nin diğer kararları gibi yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişiler bağlar.

 

Bireysel Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması

 

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışları nedeniyle (örneğin Mahkemeyi yanıltmak amacıyla kasten gerçek olmayan bilgi ve belge sunulması, değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında bilgi verilmemesi, hakaret, tehdit veya tahrik edici üslup kullanılması, yanlış bilgi verilmesi, ölen müvekkili hakkında avukatın başvuru yapması vb.) bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı gerekçesiyle başvurucuya, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca 2.000,00 TL’den fazla olmamak üzere disiplin para cezası verebilir. Bu ceza kesin nitelikte olup itiraz imkânı yoktur. Bireysel başvurunun amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu doğru bir şekilde değerlendirmesini engelleyen davranışlar başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak kabul edilebilmektedir. (S.Ö., B.No:2013/7087, 18.09.2014, s. 28; Arif Şimbil ve diğerleri, B.No:2013/8660, 04.02.2016; Abdurrehman Uray, B.No:2013/6140, 05.11.2014, s. 28-38; Cuma Çiftçi, B.No:2014/277, 14.10.2015, s. 27; Necat Öztekin, B.No:2014/510, 09.06.2016, s. 26,27; Osman Sandıkçı, B.No:2013/6297, 10.03.2016, s. 40-44)

 

Başvurunun İncelenme Süresi ve İşlemin İnfazına Etkisi

 

Anayasa Mahkemesi’nde başvuruların incelenmesi herhangi bir süreye bağlanmamıştır. Esas olan, bireysel başvuruların kayda alınış süresine göre incelenerek karara bağlanmasıdır. Ancak başvurunun karara bağlanması süresi; başvurunun niteliği, gerekli bilgilerin sunulmasındaki özen ya da duruşmalı olması gibi etkenlere bağlı olarak değişebilmektedir. Keza Anayasa Mahkemesi, başvuruları, sadece tarih itibariyle geliş sırasına göre değil, önem ve aciliyet gibi ölçütleri de nazara alarak inceleyebilmektedir.

 

Bireysel başvuru yapılması, başvuruya konu kamu işleminin infazını ya da icrasını durdurmaz. Ancak Anayasa Mahkemesi’nce tedbir veya hak ihlali kararı verilmesi halinde işlemin infazı ya da icrası durabilmektedir.

 

Anayasa Mahkemesi ile İletişim ve Başvurunun Akıbeti

 

Başvurucuya, başvurusu kaydedildiğinde bu durumu belirten ve başvuru numarasını içeren yazı gönderilir. Bireysel başvuruya dair sonradan bilgi, belge ve her türlü talep gönderilmek istenildiğinde veya başvurucunun adreslerinde ya da başvuru formu ve eklerinde sunulan hususlara dair, başvurudan sonraki aşamalarda değişiklik olması halinde bu hususun en kısa sürede, doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla mutlaka yazılı olarak yapılması gerekir. Sözlü iletilen talepler ve posta ile gelen evraklar dikkate alınmaz.

 

Başvurucu, avukatı ya da kanuni temsilcisi bizzat Anayasa Mahkemesi’ne gelerek başvurunun akıbetini öğrenemez. Başvurunun aşamaları e-Devlet üzerinden takip edilebilir.

 

AİHM ve Anayasa Mahkemesi İlişkisi

 

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu, iç hukukun bir parçası haline geldiğinden, AİHM’e başvurmadan önce bu yolun kullanılması gerekir. Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru sonucunda verilen kararın, hak ihlalini ortadan kaldırmadığı ve mağduriyetin devam ettiği düşünülüyorsa bu karardan sonra AİHM’e başvurulabilir. 

 

 

Kaynaklar:

  1. 66 Soruda Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru (AYM Yayınları)
  2. Bireysel Başvuruya Dair Sık Sorulan Sorular (AYM Yayınları)
  3. Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi (AYM Yayınları)

 

01.08.2019



Anasayfa

Kurumsal

Ekibimiz

İletişim

Serbay Interactive