Makaleler

Bu bölümde yer alan makaleler:

 

Terör ve Örgüt Suçlarından Verilen Cezaların İnfazı, Açık Kuruma Ayrılma, Denetimli Serbestlik ve Sair Hususlar (27.04.2018)

 

Çocukların Tutuklanması (30.04.2018)

 

Genel Bilgi ve Tavsiyeler (16.05.2018)

 

Uzlaşma (18.07.2018)

 

Yabancıların Türk Vatandaşlığına Geçişi (06.09.2018)

 

Cinsel İstismar Davalarındaki Tanıklar (11.09.2018)

 

Terör ve Örgüt Suçlarıyla İlgili Tüm Yargıtay Kararları (13.09.2018)

 

Ceza Hukuku Notları (02.10.2018)

 

Ceza Muhakemesinde İstinaf (11.12.2018)

 

Güncelleştirilmiş Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik Çizelgesi / Genel (04.02.2019)

 

 

 

__________________________________________________________________________________________________________________

 

TERÖR VE ÖRGÜT SUÇLARINDAN VERİLEN CEZALARIN İNFAZI,

AÇIK KURUMA AYRILMA, DENETİMLİ SERBESTLİK ve SAİR HUSUSLAR

(Yargıtay kararları ışığında, en güncel haliyle ve uygulamadan örneklerle)

 

  1. CEZALARIN İNFAZI, İLGİLİ HUKUK VE UYGULAMA

 

  1. Silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma (TCK 314) suçundan verilen cezanın infazı

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17 ve 5275 sayılı Kanun’un 107/4 maddesi uyarınca, iyi halli hükümlünün (çocuklar hariç) koşullu salıverilmesi için cezanın ¾’ünü infaz etmesi gerekir. (9.CD-2011/12507-2012/1273)

Bu suçta özel infaz usulü geçerlidir. Cezanın infazı tamamlandıktan sonraki (hakederek tahliye tarihinden sonra) denetimli serbestlik tedbiri bakımından 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi uygulanır. Mahkemece verilen hükümde, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirini içeren 5275 sayılı Kanun’un 108/1. maddesinin uygulanmasını sağlayan 5237 sayılı TCK’nın 58/9 maddesinin uygulandığı belirtilmelidir. 16.CD-2017/1102-4473) TCK 58/9 maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı uygulanacak infaz rejimiyle ilgilidir. (16.CD-2015/3515-2323) Hükümde ayrıca, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak üzere en az 1 yıl süreyle denetim süresi belirlenir. (5275 s.k.108/4) TCK’nın 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu; örgüt kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına suç işleyen kişi demektir.

Örgüt suçu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar 36 yıl, müebbet hapis cezası alanlar 30 yıl ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra şartla tahliye olabilir. Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, yanında süreli hapis cezası gibi durumlarda azami ceza infaz kurumunda kalma süreleri, 107/4-a maddesinde belirtilmiştir. TCK’nın 302 ila 325. maddesi arasındaki suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanlar koşullu salıverilmeden yararlanamaz. Ölünceye kadar ceza infaz kurumunda kalır. (5275 s.k.107/16)

 

  1. Silahlı terör örgütüne yardım etme (TCK 220/7) suçundan verilen cezanın infazı

3713 sayılı TMK’nın 17 ve 5275 sayılı Kanun’un 107/4 maddesi uyarınca, iyi halli hükümlünün koşullu salıverilmesi için cezanın ¾’ünü infaz etmesi gerekir.

Örgüte yardım eden kişi, TCK’nın 6/1-j maddesindeki tanımda bulunmadığı, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmadığı ve örgüt mensubu olmadığı için bu suçtan verilen hükümde TCK 58/6-9 maddeleri uygulanmaz. Yargıtay da bu görüştedir. 16.CD-2017/565-3732, 2015/8757-2016/2946, 6.CD-2017/2419-3897, 2016/4449-5668)

 

  1. Terör örgütü propagandası (TMK 7/2) suçundan verilen cezanın infazı

3713 sayılı TMK’nın 17 ve 5275 sayılı Kanun’un 107/4 maddesi uyarınca, iyi halli hükümlünün koşullu salıverilmesi için cezanın ¾’ünü infaz etmesi gerekir.

Bu suçtan mahkûm olan kişi, TCK’nın 6/1-j maddesindeki tanımda bulunmadığı, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmadığı ve örgüt mensubu olmadığı için bu suçtan verilen hükümde TCK 58/6-9 maddeleri uygulanmaz. 16.CD-2015/1751-1761)

 

  1. Uygulama örneği

Olağan bir infaz süreci şöyledir: Örneğin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş 6 yıl 3 ay hapis cezasının infazı için savcılık tarafından yakalama emri çıkarılır. (Kişi tutuksuz ise) Ceza kesinleştiğinde adil sicile işlenir. Hükümlü yakalandığında veya teslim olduğunda doğrudan kapalı kuruma alınır ve müddetname düzenlenir.

Önce toplam ceza miktarı güne çevrilir. Toplam ceza 2.280 gündür. (6ˣ365=2.190+3ˣ30=90) Koşullu salıverilme için infaz rejimi ¾ olarak uygulanır. 2.280/4ˣ3=1.710 gün. Daha önce tutuklulukta geçirdiği 270 gün düşüldüğünde kalan gün 1.440’tır. Yani hükümlünün şartla tahliyesi için 1.440 gün (3 yıl 11 ay 15 gün) cezaevinde ve/veya denetimli serbestlik tedbiri altında bulunması gerekir. Cezanın tamamen infaz edildiği anlamına gelen hakederek (bihakkın) tahliye tarihi ise cezaevine giriş tarihine, infaz edilecek sürenin eklenmesi ile bulunur. Yani hükümlünün hakederek tahliyesi, 2.280-270=2.010 gün üzerinden hesaplanır.

 

  1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan verilen cezanın infazı

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3. maddesine göre, TCK’nın 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310/1 maddesindeki suçlar terör suçları olduğu gibi aynı Kanunun 4. maddesinde belirtilen suçların terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde de terör suçu sayılır.

 

  1. AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNA AYRILMA

 

  1. Genel açıklama

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 5/1 maddesine göre terör ve örgüt suçlarından verilen cezaların infazına öncelikle kapalı kurumda başlanır. 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre süresine bakılmaksızın, terör örgütü propagandası suçu hariç, bu suçlardan mahkûm olanların cezaları yüksek güvenlikli veya kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilir. İnfaz Tüzüğünün 11/6 maddesine göre, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananlar, ceza süresine bakılmaksızın, Adalet Bakanlığı onayı ile normal kapalı kurumda kalabilir. Genel kural olarak; Yönetmeliğin 6/1-c maddesine göre hükümlünün, toplam cezasının 1/3’ünü kapalı kurumda iyi halli geçirmesi ve koşullu salıverilmesine 3 yıl veya daha az süre kalması halinde açık kuruma ayrılabilecektir. Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların açık kuruma ayrılma işlemleri, Yönetmeliğin 6/2-c ve ç maddelerinde düzenlenmiştir. Açık kuruma ayrılmada hükümlünün toplam cezası hesaplanırken daha önce aynı suçtan tutuklu olarak geçirdiği süreler de dikkate alınır. (11.CD-2013/20450-17234)

Yargıtay 16. CD’nin 2015/1162-2338 sayılı içtihadında belirtildiği gibi, terör suçlarında kapalı kurumdan açık kuruma ayrılabilmek ve denetimli serbestlik uygulamasından yararlanabilmek için TCK’nın 221. maddesinin (etkin pişmanlık) uygulanması veya hükümlünün, mensup olduğu örgütten ayrıldığı cezaevi idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilmesi gerekmektedir. TCK’nın 314/3 maddesinde “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.” hükmü bulunmaktadır. İdare ve gözlem kurulu ret kararı vermesi halinde mutlaka gerekçeli olmalıdır. Ret kararına karşı şikâyet yoluna gidilebilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hiçbir surette açık kuruma ayrılamaz.

 

  1. Silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçu

Etkin pişmanlıktan yararlananlar

Yönetmeliğin 6/2-c maddesine göre, hakkında TCK’nın 221. maddesi (etkin pişmanlık) uygulananlar, toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çektikten sonra, koşullu salıverilme tarihine 2 yıldan az süre kala açık kuruma ayrılabilir. Bu kapsamda olanların örgütten ayrıldığı mahkeme kararı ile sabit olduğu için idare ve gözlem kurulu kararı (Örgütten Ayrılması Konusunda Samimiyetinin Tasdiki Kararı) alınmaz.

 

Etkin pişmanlıktan yararlanmayanlar

Yönetmeliğin 6/2-ç maddesine göre, hakkında TCK’nın 221. maddesi (etkin pişmanlık) uygulanmayanlar, toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çektikten sonra, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilmesi halinde koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kala açık kuruma ayrılabilir. 

 

  1. Silahlı terör örgütüne yardım etme suçu

Etkin pişmanlıktan yararlananlar

Yönetmeliğin 6/2-c maddesine göre, hakkında TCK’nın 221. maddesi (etkin pişmanlık) uygulananlar, toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çektikten sonra, koşullu salıverilme tarihine 2 yıldan az süre kala açık kuruma ayrılabilir. Örgüte yardımdan mahkûm olanlar, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmadığı ve örgüt mensubu olmadığı gibi örgütle bağları olmadığı için örgütten ayrılıp ayrılmadıklarına dair idare ve gözlem kurulu kararı alınmaz.

 

Etkin pişmanlıktan yararlanmayanlar

Yönetmeliğin 6/2-ç maddesine göre, hakkında TCK’nın 221. maddesi (etkin pişmanlık) uygulanmayanlar,  toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çektikten sonra, koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kala açık kuruma ayrılabilir. Örgüte yardım etmeden mahkûm olanlar, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmadığı ve örgüt mensubu olmadığı gibi örgütle bağları olmadığı için örgütten ayrılıp ayrılmadıklarına dair idare ve gözlem kurulu kararı alınmaz.

 

  1. Terör örgütü propagandası suçu

Terör örgütü propagandası suçundan hükümlü olanlar, Yönetmeliğin 6/1-a maddesine göre toplam cezanın 1 ayını kapalı kurumda iyi halli geçirmesi ve koşullu salıverilme tarihine 7 yıl veya daha az süre kalması halinde açık kuruma ayrılabilir. Bu suçtan hüküm giyenler, örgüt mensubu olmadığı gibi örgütle bağları olmadığı için örgütten ayrılıp ayrılmadıklarına dair idare ve gözlem kurulu kararı alınmaz.

 

  1. Uygulama örneği

       1.Örnek: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan ve TCK 221 maddesi uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanan hükümlünün toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çekmesi gerekir. Daha önce 450 gün tutuklu kalan hükümlünün koşullu salıverilmesi için 690 gün geçmesi gerekir. (1.520/4ˣ3-450) Toplam cezanın 1/3’ü 506 gün yapar. (1.520/3) Hükümlü daha önce 450 gün tutuklu kaldığı için 56 gün yattıktan sonra açığa ayrılabilir. Etkin pişmanlıktan yararlandığı için koşullu salıverilme tarihine 2 yıl kala açığa ayrılabilmesi nedeniyle 56 gün kapalıda kaldıktan sonra hemen açığa ve ardından denetimli serbestliğe ayrılabilir.  

 

       2.Örnek: Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan ve etkin pişmanlıktan yararlanmayan hükümlünün toplam cezanın 1/3’ünü kapalı kurumda çekmesi gerekir. Daha önce 285 gün tutuklu kalan hükümlünün koşullu salıverilmesi için 285 gün geçmesi gerekir. (760/4ˣ3-285) Toplam cezanın 1/3’ü 253 gün yapar. (760/3) Hükümlü daha önce aynı suçtan 285 gün tutuklu olarak kapalı kurumda kaldığı için kapalıda geçirmesi gereken süreyi karşılaması nedeniyle hemen açığa ayrılabilir. Koşullu salıverilme tarihine 1 yıl kala açığa ayrılabileceği için hemen açığa ve ardından denetimli serbestliğe ayrılabilir.

 

3.Örnek:

 

Ceza
miktarı

İnfaz
rejimi

Koşullu salıverilme için infaz edilecek süre *

Açığa ayrılma için kapalıda
geçmesi gereken süre

Açığa ayrılma hakkını
kazanma tarihi
Etkin piş. varsa **

Açığa ayrılma hakkını
kazanma tarihi
Etkin piş. yoksa ***

Denetimli serbestliğe
ayrılma tarihi

7 yıl 6 ay

3/4

2051

1/3

2 yıl kala

1 yıl kala

1 yıl kala

6 yıl 3 ay

3/4

1710

1/3

2 yıl kala

1 yıl kala

1 yıl kala

4 yıl 2 ay

3/4

1140

1/3

2 yıl kala

1 yıl kala

1 yıl kala

2 yıl 1 ay

3/4

570

1/3

2 yıl kala

1 yıl kala

1 yıl kala

 

 

 

 

Prosedür

Yönetmeliğin 10. maddesine göre, açık kuruma ayrılma talebi bulunan hükümlü hakkında, ceza infaz kurumu idare ve gözlem kurulu tarafından açık kuruma ayrılma kararı verilir. Koşulları taşımayan hükümlü hakkında gerekçeli ret kararı verilerek tebliğ edilir. Ardından dosya UYAP ortamında Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet Başsavcılığı da açık kuruma gönderme kararı verir.

 

  1. DENETİMLİ SERBESTLİK
  1. Denetimli serbestlik

5275 sayılı Kanun’un 105/A ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 77 ve 78. maddelerine göre açık kurumda bulunan iyi halli hükümlüler, koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kala, denetimli serbestlik uygulanmak suretiyle koşullu salıverilme tarihine kadarki cezasını dışarıda tamamlayabilir. 5275 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesine göre, 6 ay açık kurumda kalma şartı 31.12.2020 tarihine kadar uygulanmayacaktır. Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup açık kuruma ayrılanlar denetimli serbestliğe de ayrılabilmektedir.

671 sayılı KHK ile eklenen 5275 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesine göre, terörle mücadele kanunu kapsamına giren suçlar kapsam dışı olduğu için koşullu salıverilmeye 2 yıl kala denetimli serbestlikten yararlanma imkânı yoktur.

Açık kuruma ayrılma şartları oluşmasına rağmen iradesi dışındaki bir nedenle açık kuruma ayrılamayan veya bu nedenle kapalı kuruma geri gönderilen iyi halli hükümlüler de denetimli serbestliğe ayrılabilmektedir.

0-6 yaş grubunda çocuğu bulunup koşullu salıverilmesine 2 yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarının yalnız devam ettiremeyip koşullu salıverilmesine 3 yıl veya daha az süre kalan erkek-kadın hükümlüler de denetimli serbestlikten yararlanabilmektedir.   

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazını talep eden hükümlü hakkında, ceza infaz kurumu idaresince değerlendirme raporu düzenlenir. Ardından süre yönünden mevzuatta belirtilen şartları taşıyan hükümlünün talebi, mütalaa da belirtilerek infaz hâkimliğine gönderir.      

 

  1. Uygulama örneği

Genel bir örnek: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık Ali’ye verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası kesinleşmiştir. 01.02.2018 tarihinde kapalı cezaevine giren ve daha önce aynı suçtan 272 gün tutuklu kalan Ali’nin koşullu salıverilme tarihi 18.06.2020’dir. (1.520/4ˣ3=1.140-272=868 gün/2 yıl 4 ay 18 gün) Hakederek tahliye tarihi ise 03.07.2021’dir. (1.520-272=1.248 gün/3 yıl 5 ay 3 gün)

Ali, toplam cezasının 1/3’ünü (506 gün) kapalıda çektikten sonra açık kuruma ayrılma hakkı kazanır. Daha önce 272 gün tutuklu kaldığı için 234 gün (506-272) kapalıda kaldıktan sonra 22.09.2018 tarihinde açık kuruma ayrılabilir. Hakkında etkin pişmanlık uygulandığı için koşullu salıverilme tarihine 2 yıl kala açık kurum hakkı doğması nedeniyle (koşullu salıverilme tarihine 2 yıl kala olan tarih 18.06.2018) en erken 22.09.2018 tarihinde açık kuruma ve ardından hemen denetimli serbestliğe ayrılabilir.

Denetimli serbestliğe ayrıldıktan sonra koşullu salıverilme tarihine kadar (18.06.2020) belirlenen yükümlülük altında (imza atma, kamu hizmeti vs.) cezasını tamamlar. Yetkili mahkeme koşullu salıverilme kararı verdikten sonra hakederek tahliye tarihine kadar (03.07.2021) denetim altında bulunur. 18.06.2020-03.07.2021 tarihleri arasında kasıtlı bir suç işlemesi ve bundan dolayı kesinleşmiş hapis cezası alması halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır ve kalan kısmı kapalı kurumda infaz edilir. Bu denetim süresinde herhangi bir suça karışmazsa ceza tamamen infaz edilmiş olur ve ilam kaydı kapatılır.

 

SAİR KONULAR

 

  1. Şikâyet ve itiraz

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’na göre hükümlü ve tutuklularla ilgili (mevzuatın uygulanması, cezaların infazı, açık cezaevine ayrılma, nakil, disiplin cezası vb.) her türlü şikâyet, işlem veya faaliyetin öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde infaz hâkimliğine yapılabilir. Hükümlü/tutuklu ya da eşi, annesi, babası, reşit çocuğu, kardeşi, müdafii, kanuni temsilcisi veya izleme kurulu, şikâyet hakkına sahiptir. İnfaz hâkimi, ertelenme veya durdurulma kararı verebilir. Şikâyet başvurusu, dosya üzerinden bir hafta içinde karara bağlanır. İnfaz hâkimliği kararına, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.  

 

  1. İnfazda tereddüt

5275 sayılı Kanun’un 98/1 maddesine göre mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında tereddüt olursa hükmü veren mahkemeden karar istenebilmektedir. Aynı Kanun’un 98/3 maddesine göre mahkeme, infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilebilmektedir. Bu tür kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karara karşı itiraz edilebilir.

 

  1. İnfazın ertelenmesi, izinler

5275 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre, terör ve örgütlü suçlardan verilen kesinleşmiş hapis cezasının infazı, koşulların oluşması halinde, akıl hastalığı, hastalık, gebelik, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ertelenebilir. Aynı Kanunun 17/6-a maddesi uyarınca hükümlü veya vekilinin talebiyle ertelenmesi mümkün değildir. 5275 sayılı Kanun’un 2/2 maddesine göre cezanın infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

5275 sayılı Kanun’un 94. maddesine göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç, cenaze, ağır hastalık veya deprem, yangın gibi felaketler nedeniyle mazeret izni verilebilir. 116. maddeye göre aynı haklar tutuklulara da tanınmaktadır.  

 

  1. Ceza infaz uygulamalarına yönelik şikâyet ve denetim yolları
  • 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu’na göre izleme kuruluna,
  • Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne,
  • 5275 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na,
  • 3686 sayılı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunu’na göre TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na,
  • 6332 sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu’na göre Kuruma,
  • İl veya ilçe insan hakları kuruluna,
  • 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’na göre Kamu Denetçiliği Kurumu’na,
  • Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi uyarınca kurulan Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne,
  • İleriki süreçlerde Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kurumlara,

başvurulabilmektedir.

 

  1. Olağanüstü kanun yolları

Yerel mahkemece verilen ceza, istinaf ve olanak varsa temyiz aşamalarında onaylandıktan sonra kesinleşir ve infaza başlanır. Ceza kesinleştikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi (CMK 308), Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisi (CMK 308/A), kanun yararına bozma (CMK 309-310) ve yargılamanın yenilenmesi (CMK 311) adı altında itiraz yolları bulunmaktadır.  

 

  1. Eşit ve adil uygulamalar

Anayasa’nın 2. maddesine göre Türkiye hukuk Devletidir ve 10. maddesine göre idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 5275 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına dair kurallar hiçbir surette ayrım gözetilmeksizin uygulanmalıdır. İç hukuka göre uygulama önceliğine sahip Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 14. maddesi de aynı yöndedir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. (Ay 17/3) AİHS’in 3. maddesi de bu yöndedir. Anayasa ve yasa kuralları herkese eşit ve adil biçimde uygulanmalıdır.      

 

27.04.2018

 

__________________________________________________________________________________________________________________

 

ÇOCUKLARIN TUTUKLANMASI

 

  • Çocuk; daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişidir. (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu-3/1) Daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi-1)

 

  • Anayasa Mahkemesi’nin 2014/18179 sayılı kararında (07.12.2017 tarihli Resmi Gazete) belirtildiği üzere (s.5, 15); Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), çocukların korunmasına ilişkin uluslararası metinleri dikkate alarak çocukların tutuklanması tedbirinin son çare olarak düşünülmesi ve tutukluluk süresinin mümkün olduğunca kısa tutulması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca çocuklar hakkındaki tutuklamanın ancak çok ciddi suçlara ilişkin istisnai olaylarda mümkün olduğu vurgulanmıştır.

 

  • Uluslararası belgelerde çocuk haklarına dair kısımlar şöyledir:
  •  
  1. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 37. maddesi.

 

Madde 37 - Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:

a) Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tabi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemeyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.

b) Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.

c) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.

d) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.”

 

  1. BM Çocuk Hakları Komitesi’nin 25.04.2007 gün ve 10 nolu Genel Yorumu.

 

  1. Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında BM Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları)

 

  1. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 05.11.2008 gün ve CM/Rec(2008)11 sayılı tavsiye kararı.

 

30.04.2018

 

__________________________________________________________________________________________________________________

 

GENEL BİLGİ VE TAVSİYELER

 

Giriş

 

Öğrenmenin ve kişisel gelişimin yaşı ve zamanı yoktur. Bir işyeri, büro veya işletmenin kaliteli, başarılı ve güvenilir hizmet sunmasında personel kalitesi ve niteliği çok önemlidir. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla genel bilgi, tavsiye ve görüşler şunlardır:

 

İdeal ve verimli çalışma sistemi

 

  • Öncelikli hedef insan kazanmak ve değer vermektir. Personelden en iyi şekilde verim alınmalıdır. Klasik ve sadece hata arayıp cezalandıran denetim sistemi yerine; rehberlik eden ve eğiten bir anlayış benimsenmelidir. Ancak iyi niyeti istismar eden ve ısrarla sorumluluktan kaçarak uyum ve düzeni bozan personel hakkında disiplin tedbirleri uygulanmalıdır.
  • Büro hizmetleri bir ekip çalışması ve amir/müdür de bu ekibin önderidir. Amir, personeli çok iyi tanımalı, en iyi şekilde yetişmesini sağlamalı, uyum ve dengeye özen göstermeli, olası hataların önüne geçmek tedbir almalı, koordinasyonu sağlamalı ve tüm işlerin doğru ve amaca uygun yürütülmesi için üzerine düşen vazifeleri yerine getirmelidir. Personel de amirlerine ve diğer personele karşı saygı, nezaket ve yapıcı tutum çerçevesinde hareket etmelidir.
  • Düzen ve verimlilik amacıyla hiyerarşiye mutlaka uyulmalıdır. Adil olması gereken idarecilerin sorumluluğu ağırdır. İdarecilere yardımcı olmak ve her anlamda başarı kazanmak için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
  • Geri bildirim önemlidir. Örneğin amirin verdiği görev tamamlanınca kendisine bilgi verilmelidir.
  • İşlerin yürütülmesinden tüm çalışanlar hep beraber sorumlu olmakla birlikte, personel arasında adil iş bölümü yapılmalıdır. İşbölümünde kimin, hangi görevlerden öncelikle sorumlu ve yetkili olduğu belirtilmelidir.
  • Hatanın asgariye indirilmesi ve verimli çalışma amacıyla bir iş, mümkün olduğunca aynı kişi tarafından yürütülüp sonuçlandırılmalıdır.
  • Çalışma sistemi kararlılıkla uygulanmalıdır. İş yoğunluğu ne kadar yoğun olursa olsun düzenli ve sistemli çalışma ile işler önemli ölçüde kolaylaşacak ve rahatlama sağlanacaktır. Takip ve kontrolün amacı, yürütülen işleri disiplin altına almak, kaynakları verimli kullanmak ve zaman planlaması yapmaktır. Sistem oturduğunda ciddi manada zaman kazanıldığı da görülecektir.
  • Duruma göre bilgisayar ortamında liste tutulmalıdır. İlk aşamada listeyi oluşturmak zaman alsa bile bittiğinde ve güncel takip edildiğinde büyük kolaylık sağlanacaktır. Haftalık, aylık ve yıllık programlar yapılmalıdır.
  • İşlem yapılacak her evrak ve dosya hakkında yeterli zaman harcanmalı ve eksik iş bırakılmamalıdır. Zira eksik yapılan işler kafayı meşgul edeceği için verimsizliğe neden olur. Yoğun mesai ortamında önem ve aciliyet durumuna göre planlama yapılmalıdır. Her iş önemlidir, fakat her iş acil değildir! Aksatılan bir görev çalışma sistemini olumsuz etkileyebilir.
  • Basit gibi görünen, ancak önemli zaman kazandıran ayrıntılara önem verilmelidir. Örneğin sık kullanılan yazı şablonları, mevzuat ve iletişim bilgileri gibi verilere kolayca erişim sağlanmalıdır.
  • Gereksiz işlerle meşgul olunmamalı ve doğru alanda enerji harcanmalıdır.
  • Yapılan işe tam anlamıyla hakim olunmalı ve tamamlanmasıyla birlikte hiçbir tereddüt ve soru işareti bırakılmamalıdır.
  • Yeterli seviyede mevzuat bilgisine sahip olunmalı ve değişiklikler takip edilmelidir. Güncel gelişmelerden haberdar olmak için resmi gazete takip edilmelidir.
  • İstisnalar hariç tüm işler UYAP üzerinden yürütülmelidir.

 

Meslek üzerine

 

  • Başarılı ve aranan bir personel olmak için uyulması gereken prensipler belidir. Kamuda ve özel sektörde genelde iki farklı çalışan tipi vardır: Birincisi, mesai saatlerine riayet eden, sorumluluk sahibi, dürüst ve takım çalışmasına uyumlu personel; ikincisi ise mesaiye uymayan, işini başkasına havale etmekle uğraşan ve sorumluluk bilincinde olmayan personeldir. Hedef birinci grup olmalıdır.
  • Mesai saatlerine tam uyulmalıdır. Kimse sizi olumsuz tarafınız ile tanımasın. İşinizi ve görevinizi hafife almayın. Ruhunuz amatör olsun; ancak işiniz profesyonel!
  • Vatandaşlara ve mesai arkadaşlarınıza karşı sabırlı olun.
  • Nezaket kuralları çerçevesinde hareket edilmeli ve laubali olunmamalıdır. Herkesin şikâyetçi olduğu, eleştirdiği, huzursuzluk ve geçimsizlik kaynağı bir yönetici/personel olmayın. Çalışma şartlarını zorlaştırmayın. İlerisini de düşünün. Örneğin emeklilikte eski bir iş arkadaşınızın veya personelinizin sizle karşılaşmamak için yolunu değiştirmesini mi yoksa sizi gördüğü zaman çok sevinmesini mi istersiniz?
  • Bir kimse yetenekli olsa da her işte başarılı olmayabilir. Fakat herkesin başarılı olacağı bir görev mutlaka vardır. Hata yapmaktan değil, hataları tekrarlamaktan kaçınılmalıdır.
  • Zamanı verimli ve planlı kullanın. Bilgi her zaman güçtür. Ancak bilginin efendisi olmak için çalışmanın da uşağı olmak gerekir.
  • İnsanlara, öncelikle insan olduğu için değer verilmeli ve önyargılı ve sabit fikirli olunmamalıdır. Öncelikle esas olan sistem ve ilkelerdir. Karşınızdaki kişiyi dinleyin. Kendiniz için istemediğiniz bir şeyi başkaları için de istemeyin.
  • Evrakların yığıldığı düzensiz çalışma ortamı performansı olumsuz etkiler. Çalışma masası ve ortam her zaman düzenli tutulmalıdır. Her şeyden evvel sağlığa dikkate edilmelidir.
  • Uzun süre masa başında oturmanın neden olduğu rahatsızlıklardan korunmak amacıyla zaman zaman egzersiz yapılmalıdır.
  • Amir-çalışan münasebetine dikkat edilmelidir. Bir kimseyi sevmeseniz bile öncelikle kendisine ve makamına saygı duymanız gerekir. Ayrıca kendinize saygı duymazsanız başkaları da size saygı duymaz. Her zaman yapıcı olun ve haklı eleştirileri usulünce dile getirin. Amirlerinize ve arkadaşlarınıza güven telkin edin. Amiriniz size bir görev verince arkanızı toplamak için uğraşmasın. Görevinizi ne kadar iyi, kaliteli ve eksiksiz yaparsanız ve insani ve ahlaki değerlere önem verirseniz o ölçüde saygı ve takdir görürsünüz.
  • Ruhi yönden de istikrarlı olunmalı ve şahsi problemler işe yansıtılmamalıdır. Problemler küs kalarak değil, usulünce konuşarak halledilebilecektir.
  • Telefonla görüşmeye başlamadan önce kendinizi tanıtın. Telefon görüşmelerini gereksiz yere uzatmayın.
  • Amirler ve vatandaşlardan iletilen bilgiler düzgün biçimde not alınmalı ve sürüncemede iş bırakılmamalıdır.
  • Mesleğinize kalite katın ve sıradanlaşmayın. En ufak katkıyı bile önemsiz görmeyin. Kendinizi yenilemekten ve değiştirmekten çekinmeyin. Büronun hedeflerine ve yeni çalışma sistemine direnç gösterirseniz, psikolojik olarak boşlukta kalacağınız için olumsuz sonuçlar doğabilecektir.   

 

İletişim ve davranış üzerine

 

  • Ofise gelen kişilere yeterli bilgi verilmeli, gerekli yönlendirme ve koordinasyon sağlanmalıdır. İlgisiz ve yetkisiz kişilere asla bilgi verilmemelidir.
  • İş yeri ile ilgili hiçbir konu dışarıda konuşulmamalıdır.
  • Öfke durumunda kontrol altına almak için derin nefes alınmalı ve hafif egzersizler yapılmalıdır.
  • Çalışırken, gerek vatandaşlara karşı gerekse iş arkadaşlarına karşı sakız çiğnenmemelidir.
  • Mesaiden çıkarken yöneticilere mutlaka haber verilmeli ve iyi akşamlar denilmelidir.
  • Aşırı stres önlenmelidir. Endişe, depresyon, uykusuzluk, verimsizlik, motivasyon kaybı, yorgunluk gibi sağlık sorunlarına neden olan stresin başlıca nedenleri arasında monotonluk, sosyal hayat, çalışma ortamı, gürültü, şahsi problemler, huzursuz çalışma ortamı gibi etkenler yer almaktadır. Günümüz dünyasında iş yeri stresi hastalıklara yol açabilmektedir. Bu tür sorunlar varsa, amirlere bildirilmeli ve derhal çözülmelidir.
  • Sağlıklı ve verimli çalışma için yıl içinde mutlaka izin kullanılmalıdır.
  • Bir çalışanın kıdemi ne kadar çok olursa olsun asla kendini üstün görmemeli ve kibirlenmemelidir.
  • Su-i zandan (birinin kötü iş yaptığını sanmak) kaçının. Empati yapın.
  • Dedikodu (gıybet), en tehlikeli toplumsal hastalıklardan birisidir. Dinimize göre dedikodu (gıybet), kardeşliği bozan, birlik ve beraberlik ruhunu yok ederek kin ve husumet saçan büyük günahlardan biridir. Aynı zamanda ciddi kul hakkıdır. Bilinen bir gerçek var ki; dedikodu yapan birisi, senin hakkında da başkasına dedikodu yapacaktır. Hiçbir surette dedikodu yapılmamalı ve yapılmışsa ilgili kişiden helallik istenmelidir. Affetmek, insanın şerefini yükseltir. 

 

Resmi yazışmalar

 

  • Resmi yazı üst ve aynı düzey makama hitaben yazılıyorsa “arz ederim”, alt makama hitaben “rica ederim” veya aynı anda üst ve alt makama hitaben “arz ve rica ederim” şeklinde tamamlanır.
  • Vatandaşa hitaben yazılan yazılar “saygılarımla”, “iyi dileklerimle” veya “bilgilerinize sunulur” şeklinde bitirilir.
  • Resmi yazı anlaşılabilir, net ve sade ifadeler içerir, gereksiz tekrarlar yapılmaz ve dilbilgisi kurallarına göre yaşayan Türkçe kelimeler kullanılır. Noktalama işaretlerine dikkat edilir.
  • UYAP’tan gönderilen yazılarda, ayrıca fiziki gönderilip gönderilmeyeceği belirtilir.
  • Cevap yazılarında diğer makamın daha önce gönderdiği yazı ilgi olarak tutulur.
  • Yazı ile birlikte evrak veya dosya gönderilecek ise alt kısmında belirtilir.
  • Gizlilik prensibine göre karşı tarafın bilmesi gerektiği ölçüdeki bilgilere yer verilir.
  • Yazı tamamlandıktan sonra genel olarak kontrol edilir.
  • Hazırlanan yazı acil ise faks ile gönderilebilir. Ancak yazı aslı en geç 5 gün içinde gönderilmelidir.
  • Dosyalar düzenli biçimde tutulmalı ve gereksiz evrak bulunmamalıdır. Çekmecelerde dosya bırakılmamalıdır.
  • Gelen yazılar dikkatli okunmalı ve içeriğe hakim olunmalıdır.
  • UYAP’ta e-imzalı belge üçüncü bir şahsa verildiğinde, belgenin çıktısı üzerine “Elektronik imzalı aslı ile aynıdır” şerhi vurulduktan sonra imzalanır.

 

16.05.2018

 

__________________________________________________________________________________________________________________

 

UZLAŞMA

 

Hukuki dayanak

 

Ceza muhakemesinin soruşturma ve kovuşturma evresinde uzlaştırma, 5271 sayılı CMK’nın 253 ila 255 maddeleri ile Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir.     

 

Uzlaştırma kapsamındaki suçlar (Türk Ceza Kanunu)

 

  1. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
  1. Tehdit (106/1-2.cümle)
  2. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (117/1)
  3. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (123/1)
  4. Hakaret (125/1-2, 125/3-b, 3-c)
  5. Kişinin hatırasına hakaret (130/1-2)
  6. Haberleşmenin gizliliğini ihlal (132/1-2-3)
  7. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (133/1-2-3)
  8. Özel hayatın gizliliğini ihlal (134/1-2)
  9. Daha az cezayı gerektiren hırsızlık hali (144/1-a, 1-b)
  10. Kullanma hırsızlığı (146/1)
  11. Mala zarar verme (151/1-2)
  12. Hakkı olmayan yere tecavüz (154/1)
  13. Güveni kötüye kullanma (155/1)
  14. Bedelsiz senedi kullanma (156/1)
  15. Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık (159/1)
  16. Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf (160/1)
  17. Açığa imzanın kötüye kullanılması (209/1)
  18. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali (233/1)

 

  1. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, TCK’da yer alan;

1. Kasten yaralama (86/1-2 ve 88),

2. Taksirle yaralama (89),

3. Tehdit (106/1-1.cümle),

4. Konut dokunulmazlığının ihlali (116),

5. Hırsızlık (141),

6. Dolandırıcılık (157),

7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (234),

8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (239.madde, 4.fıkra hariç)

 

  1. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

 

İstisnalar

 

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez.

 

Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

 

Diğer kanunlarda uzlaştırma kapsamındaki suçlar

 

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

 

  1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz (71/1.1-2-3-4-5-6, 71/2)
  2. Koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik hazırlık hareketleri (72/1)

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

 

  1. Cezayı gerektiren fiiller (62/1-a,b,c,d)

 

5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun

 

  1. İhlal sayılan haller ve yaptırımlar (66/1-a,b)

 

3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun

 

  1. Zeytinliklere hayvan sokulması (14/3)

 

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu

 

  1. Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler (30/1-2-3)

 

5941 sayılı Çek Kanunu

 

  1. Karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi (7/4)
  2. Diğer ceza ve hükümleri (7/5)

 

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu

 

Ticari defterler ve sır saklama hükümleri ve ceza (25)

 

18.07.2018

 

                                                                                                    UZLAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ SUÇLAR
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
Sıra Suç TCK Şikayete Tabi Mi TCK'daki ceza miktarı
1 Kasten yaralama 86/1 Hayır 1-3 yıl hapis
2 Kasten yaralama 86/2 Evet 4 ay-1 yıl hapis veya APC
3 Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi 88 - -
4 Taksirle yaralama 89/1 Evet 3 ay-1 yıl hapis veya APC
5 Taksirle yaralama 89/2 Evet (bilinçli taksir hariç) 1.fıkraya göre verilen cezanın 1/2 artırılması
6 Taksirle yaralama 89/3 Evet (bilinçli taksir hariç) 1.fıkraya göre verilen cezanın bir kat artırılması
7 Taksirle yaralama 89/4 Evet (bilinçli taksir hariç) 6 ay-3 yıl hapis
8 Tehdit 106/1-1.cümle Hayır 6 ay-2 yıl hapis
9 Tehdit 106/1-2.cümle Evet 6 aya kadar hapis veya APC
10 Konut dokunulmazlığının ihlali 116/1 Evet 6 ay-2 yıl hapis
11 İşyeri dokunulmazlığının ihlali 116/2 Evet 6 ay-1 yıl hapis veya APC
12 Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun nitelikli hali 116/4 Hayır 1-3 yıl hapis
13 İş ve çalışma hürriyetinin ihlali 117/1 Evet 6 ay-2 yıl hapis veya APC
14 Kişilerin huzur ve sükununu bozma 123/1 Evet 3 ay-1 yıl hapis
15 Hakaret 125/1 Evet 3 ay-2 yıl hapis veya APC
16 Hakaret 125/2 Evet 3 ay-2 yıl hapis veya APC
17 Hakaret 125/3-b, 3-c Evet Alt sınırı 1 yıl hapis
18 Kişinin hatırasına hakaret 130/1 Evet 3 ay-2 yıl hapis veya APC
19 Kişinin hatırasına hakaret 130/2 Evet 3 ay-2 yıl hapis
20 Haberleşmenin gizliliğini ihlal 132/1 Evet 1-3 yıl hapis
21 Haberleşmenin gizliliğini ihlal 132/2 Evet 2-5 yıl hapis
22 Haberleşmenin gizliliğini ihlal 132/3 Evet 1-3 yıl hapis
23 Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması 133/1 Evet 2-5 yıl hapis
24 Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması 133/2 Evet 6 ay-2 yıl hapis veya APC
25 Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması 133/3 Evet 2-5 yıl hapis ve 4000 güne kadar APC
26 Özel hayatın gizliliğini ihlal 134/1 Evet 1-3 yıl hapis
27 Özel hayatın gizliliğini ihlal 134/2 Evet 2-5 yıl hapis
28 Hırsızlık 141/1 Hayır 1-3 yıl hapis
29 Daha az cezayı gerektiren hırsızlık hali 144/1-a, 1-b Evet 2 ay-1 yıl hapis veya APC
30 Kullanma hırsızlığı 146/1 Evet Cezada yarı oranında indirim
31 Mala zarar verme 151/1 Evet 4 ay-3 yıl hapis veya APC
32 Hayvana zarar verme 151/2 Evet 4 ay-3 yıl hapis veya APC
33 Hakkı olmayan yere tecavüz 154/1 Evet 6 ay-3 yıl hapis ve 1000 güne kadar APC
34 Güveni kötüye kullanma 155/1 Evet 6 ay-2 yıl hapis ve APC
35 Bedelsiz senedi kullanma 156/1 Evet 6 ay-2 yıl hapis ve APC
36 Dolandırıcılık 157/1 Hayır 1-5 yıl hapis ve 5000 güne kadar APC
37 Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık 159/1 Evet 6 ay-1 yıl hapis veya APC
38 Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf 160/1 Evet 1 yıl hapis veya APC
39 Açığa imzanın kötüye kullanılması 209/1 Evet 3 ay-1 yıl hapis
40 Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali 233/1 Evet 1 yıl hapis
41 Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması 234/1 Hayır 3 ay-1 yıl hapis
42 Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması 234/2 Hayır 1.fıkra kapsamındaki cezanın bir kat artırılması
43 Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması 234/3 Evet 3 ay-1 yıl hapis
44 Sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması 239/1 Evet 1-3 yıl hapis ve 5000 güne kadar APC
45 Sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması 239/2 Evet 1-3 yıl hapis ve 5000 güne kadar APC
46 Sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması 239/3 Hayır 1.fıkra kapsamındaki cezanın 1/3 artırılması
         
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
1 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.1 Evet 1-5 yıl hapis veya APC
2 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.2 Evet 6 ay-2 yıl hapis veya APC
3 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.3 Evet 6 ay-2 yıl hapis veya APC
4 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.4 Evet 6 ay hapis
5 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.5 Evet 6 ay hapis
6 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/1.6 Evet 3 ay-1 yıl hapis veya APC
7 Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 71/2 Evet 3 ay-2 yıl hapis
8 Koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik hazırlık hareketleri 72/1 Evet 6 ay-2 yıl hapis
         
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
1 Cezayı gerektiren fiiller 62/1-a,b,c,d Evet 2 yıl hapis veya APC
         
5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun
1 İhlal sayılan haller ve yaptırımlar 66/1-a Evet 1-2 yıl hapis veya 1000 güne kadar APC
2 İhlal sayılan haller ve yaptırımlar 66/1-b Evet 250 günden az olmamak üzere APC
         
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun
1 Zeytinliklere hayvan sokulması 14/3 Evet 3 ay hapis veya APC
         
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
1 Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler 30/1 Evet 1-3 yıl hapis ve 20000 güne kadar APC
2 Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler 30/2 Evet 1-3 yıl hapis ve 5000 güne kadar APC
3 Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler 30/3 Evet 2-4 yıl hapis ve 5000 güne kadar APC
         
5941 sayılı Çek Kanunu
1 Karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi 7/4 Evet 1 yıl hapis
2 Diğer ceza ve hükümleri 7/5 Evet 1 yıl hapis
         
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu
1 Ticari defterler ve sır saklama hükümleri ve ceza 25 Evet 1 yıl hapis veya APC

_________________________________________________________________________________________________________________

 

YABANCILARIN TÜRK VATANDAŞLIĞINA GEÇİŞİ

 

Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair usul ve esaslar, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te belirlenmiştir.

 

Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması, yetkili makam kararı, evlat edinilme veya seçme hakkının kullanılması ile mümkündür. Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması; genel olarak kazanılması, istisnai olarak kazanılması, yeniden kazanılması, evlenme yoluyla kazanılması şeklinde olabilmektedir.

 

Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının başvurusu için aranan genel şartlar:

 

  1. Kendi milli kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına  (4721 sayılı TMK) göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
  2. Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz 5 yıl ikamet etmek,
  3. Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (Türkiye’de taşınmaz mal edinmek, iş kurmak, yatırım yapmak, ticaret ve iş merkezini Türkiye’ye nakletmek, çalışma iznine tabi olarak bir iş yerinde çalışmak ve benzeri davranışlarla veya Türk vatandaşı ile evlenmek, ailece müracaat etmek, daha önce Türk vatandaşlığını kazanmış olan ana, baba, kardeş ya da çocuk sahibi olmak veya eğitimini Türkiye’de tamamlamak)
  4. Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
  5. İyi ahlak sahibi olmak, (Toplum içinde birlikte yaşamanın gerektirdiği sorumluluk duygusu ile davranarak iyi ahlak sahibi olduğunu göstermek, davranışları ile çevresine güven vermek, toplumca hoş karşılanmayan ve toplum değerlerine aykırı kötü alışkanlığı bulunmamak)
  6. Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
  7. Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelir veya mesleğe sahip olmak,
  8. Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak.

 

İstisnai durumda da Türk vatandaşlığının kazanılması koşulları (12. md)

 

Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile şu kapsamdaki yabancılar da Türk vatandaşlığını kazanabilir:

 

  1. Türkiye’ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıkça hakkında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler,
  2. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 31/1-j maddesi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu,
  3. Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler,
  4. Göçmen olarak kabul edilen kişiler. (5543 sayılı İskân Kanunu 8.madde)

 

Vatandaşlık başvurusu ve usul

 

Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin başvurular yurt içinde ikamet edilen yer valiliğine (il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğü), yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin vekâletname ile yapılır. Valilikçe ön inceleme yapılarak gerekli şartları taşımayanların başvurusu kabul edilmez ve yazılı olarak bildirilir. Ergin olmayan veya ayırt etme gücünden yoksun bulunan kişilerin vatandaşlıkla ilgili başvuruları veli ya da vasileri tarafından yapılır.

 

Kanun’un 11. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının başvuru için gerekli şartları taşıyıp taşımadığının tespiti, ilde oluşturulan vatandaşlık başvuru inceleme komisyonu tarafından yapılır. Yetkili makam kararı ile (Cumhurbaşkanlığı, Bakanlık) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının başvuru için gerekli şartları taşıması halinde vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere İçişleri Bakanlığı’na gönderilir ve işlemler Bakanlıkça yürütülür.

 

Gerekli şartları taşıyan yabancı adına valilikçe şu belgelerden oluşan dosya düzenlenir:

  1. Başvuru formu,
  2. Kişinin hangi devlet vatandaşı olduğunu gösteren pasaport veya benzeri belge, vatansız ise temininin mümkün olması halinde buna ilişkin belge,
  3. Kişinin kimlik bilgilerini gösteren doğum belgesi veya nüfus kayıt örneği gibi belge ve evli ise eş ve çocuklarının aile bağını kanıtlayan nüfus kayıt örneği veya benzeri belge,
  4. Medenî hal belgesi ve evli ise evlenme belgesi, boşanmış ise boşanmayı kanıtlayan belge, dul ise eşine ait ölüm belgesi,
  5. Türk vatandaşı birinci veya ikinci derece yakınları varsa bu kişilere ait müracaat makamlarınca sistemden alınan nüfus kayıt örneği,
  6. Kişinin genel sağlık bakımından tehlike teşkil edecek bir hastalığı bulunmadığına dair, usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan sağlık raporu,
  7. Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağladığına ilişkin gelirini veya mesleğini ispatlayan çalışma izni, vergi levhası, taahhütname veya benzeri belge,
  8. Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz olarak 5 yıl ikamet ettiğine dair il emniyet müdürlüğünden alınacak yurda giriş ve çıkış tarihlerini gösteren belge,
  9. Başvuru tarihinden ileriye doğru vatandaşlık işlemlerinin sonuçlandırılmasına yetecek süreli ikamet tezkeresi,
  10. Herhangi bir suç nedeniyle hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunuyorsa onaylı bir örneği,
  11. Kişinin doğum tarihinin ay ve günü bulunmuyorsa, doğum tarihinin tamamlanması için ülkesinin yetkili makamlarından alınmış belge, belgenin temin edilememesi halinde ise 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 39. maddesi gereğince işlem yapılmasını kabul ettiğine dair imzalı beyanı,
  12. Hizmet bedelinin Maliye veznesine yatırıldığını gösteren makbuz.

 

06.09.2018

 

________________________________________________________________________________________________________________

 

CİNSEL İSTİSMAR DAVALARINDAKİ TANIKLAR

 

Bu makalede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kararları doğrultusunda cinsel istismar davalarında tanıkların durumu incelenmiştir.

 

Cinsel suçlara dair ceza yargılamaları, özellikle mağdur isteksiz olarak sanık ile yüzleştirildiğinde, mağdur tarafından genellikle işkenceli bir sorgu olarak düşünülür. Bu tür yargılamalarda sanığın adil yargılanıp yargılanmadığı hususu değerlendirilirken, mağdur sıfatındaki kişinin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkı dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla cinsel istismar davaları kapsamındaki ceza yargılamalarında mağdurun korunması amacıyla belirli tedbirler alınmalıdır. Ancak sanığın haklarını yeterli ve etkili bir şekilde kullanabilmesi ile bu tedbirler arasında bir denge kurulmalıdır. Adli makamların, sanığın haklarını güvence altına alırken, sanığın içinde bulunduğu elverişsiz durumları dengeleyecek tedbirler alması gerekebilir. (Aigner/Avusturya, Accardi ve diğerleri/İtalya)

 

Cinsel suçlara ilişkin ceza yargılamalarının özellikleri dikkate alındığında, AİHS’in 6/3-d maddesi uyarınca tüm davalarda soruların çapraz veya başka yollarla doğrudan sanık ya da müdafisi tarafından yöneltilmesi gerektiği şeklinde bir yorum yapılamaz. (S.N./İsveç)

 

Sanık, sorguya çekilen tanıkların hareketlerini gözlemleyebilmeli ve ifadelerine ve güvenilirliklerine itiraz edebilmelidir. (Bocos-Cuesta/Hollanda)

 

Yetkili makamların, beyanda bulunan bir tanığa sanığın soru yöneltebilmesi için imkân sağlamadıkları davalarda, tanığın beyanda bulunduğu zamana ait kamera kayıtlarının sanığa izletilmesi tek başına sanığın haklarını yeterince koruyamaz. (D./Finlandiya)

 

11.09.2018

 

________________________________________________________________________________________________________________

 

TERÖR VE ÖRGÜT SUÇLARIYLA İLGİLİ TÜM YARGITAY KARARLARI

 

Bu makalede, TCK’daki terör ve örgüt suçları (TCK 314, 220, 3713 s.k.) ile ilgili tüm Yargıtay kararlarının esas ve karar numaraları derlenmiştir.

 

(Esas – Karar)

 

Ceza Genel Kurulu

 

2017/16-956 - 2017/370

2017/15 - 2017/178

2016/1175 - 2017/132

2013/383 - 2017/60

2012/6-1490 - 2013/59

2011/9-93 - 2011/95

2011/10-577 - 2012/1821

2010/9-38 - 2010/255

2007/9-270 - 2008/164

2007/9-230 - 2008/23

2007/7-28 - 2007/34

2006/10-253 - 2007/80

2003/9-39 - 2003/32

2003/9-181 - 2003/203

1999/8-299 - 2000/1

1990/9-263 - 1990/336

1988/9-452 - 1988/519

 

16. Ceza Dairesi

 

2018/1773 - 2018/1630

2018/187 - 2018/1462

2018/378 - 2018/1320

2018/103 - 2018/474

2017/4198 - 2018/995

2017/1864 - 2017/5865

2017/4012 - 2018/755

2017/1383 - 2017/4383

2017/304 - 2017/937

2017/3730 - 2018/780

2017/2046 - 2017/5275

2017/1009 - 2017/4573

2017/352 - 2017/1005

2017/1413 - 2017/4147

2017/1011 - 2017/3978

2017/851 - 2017/3538

2017/131 - 2017/939

2017/1809 - 2017/5155

2017/1984 - 2017/5222

2017/1102 - 2017/4473

2017/39 - 2017/1157

2017/565 - 2017/3732

2017/363 - 2017/916

2017/3716 - 2018/633

2017/3521 - 2018/336

2017/3749 - 2018/563

2017/3666 - 2018/512

2017/3743 - 2018/589

2017/3403 - 2018/493

2017/3648 - 2018/443

2017/3515 - 2018/475

2017/3658 - 2018/301

2017/2997 - 2018/339

2017/3478 - 2018/140

2017/2268 - 2017/5655

2017/1798 - 2017/5219

2017/3618 – 2018/705

2017/3466 - 2018/767

2017/3335 - 2018/361

2017/3296 - 2018/605

2017/3549 - 2018/505

2017/3495 - 2018/768

2017/3338 - 2018/139

2017/1907 - 2017/4940

2017/1862 - 2017/5796

2017/1219 - 2017/3938

2017/364 - 2017/1032

2017/1443 - 2017/4758

2017/1800 - 2017/4837

2016/6906 - 2017/3426

2016/6545 – 2016/5555

2016/7026 - 2017/3341

2016/1664 - 2016/4787

2016/7111 -  2017/760

2016/7151 - 2017/3404

2016/6121 - 2017/864

2016/4799 - 2017/4137

2016/4798 - 2016/5836

2016/7162 - 2017/4786

2016/3839 - 2016/7571

2016/1438 - 2016/2081

2016/1767 - 2016/3206

2016/7017 - 2017/3884

2016/437 - 2016/2536

2016/2439 - 2016/3112

2016/2133 - 2016/5010

2016/7430 - 2017/3637

2016/232 - 2016/5900

2016/6853 - 2 017/1107

2016/3695 - 2017/5075

2016/927 - 2016/3874

2016/6095 - 2017/1063

2016/6239 - 2017/987

2016/7112 - 2017/1020

2016/6423 - 2017/357

2016/4579 - 2017/414

2015/1060 - 2015/631

2015/6011 - 2015/4885

2015/8223 - 2016/1218

2015/7842 – 2016/945

2015/7081 - 2016/593

2015/5080 - 2016/968

2015/2835 - 2015/2301

2015/1745 - 2015/2298

2015/6862 - 2016/2664

2015/5249 - 2015/3719

2015/1859 - 2016/32

2015/5430 - 2015/4689

2015/1949 - 2015/3786

2015/6306 - 2015/4329

2015/4496 - 2015/4740

2015/3143 - 2015/1427

2015/3581 - 2017/3828

2015/6847 - 2015/4503

2015/2758 - 2015/3468

2015/2756 - 2015/4093

2015/1971 - 2015/4257

2015/3344 - 2015/926

2015/5453 - 2015/5278

2015/4672 - 2016/2330

2015/8757 - 2016/2946

2015/6494 - 2015/5161

2015/3 - 2017/3

2015/2124 - 2017/4929

2015/7367 - 2016/2130

2015/3515 - 2015/2323

2015/1069 - 2015/840

2015/2133 - 2015/1106

2015/249 - 2016/1951

2015/510 - 2016/331

2015/7670 - 2016/1265

2015/3443 - 2015/5280

2015/3450 - 2015/4442

2015/5812 - 2015/4741

2015/2351 - 2015/2319

2015/2352 - 2017/870

2015/5503 - 2017/3893

 

10. Ceza Dairesi

 

2011/9702 - 2011/55850

 

9. Ceza Dairesi

 

2014/5464 - 2014/12447

2013/14311 - 2014/11178

2013/7004 - 2014/632

2013/14623 - 2014/3651

2012/8848 - 2014/4415

2012/4175 - 2013/3554

2011/1012 - 2011/1879

2011/4800 - 2013/8845

2010/16268 - 2012/5801

2008/2004 - 2009/11390

2007/111 - 2007/4440

2006/889 - 2006/2292

2003/225 - 2003/338

 

6. Ceza Dairesi

 

2015/7869 - 2017/105

2007/15181 - 2008/9038

 

5. Ceza Dairesi

 

2017/5928 - 2017/4728

 

(Toplam: 151 adet)

 

 

13.09.2018

 

_________________________________________________________________________________________________________________

 

CEZA HUKUKU NOTLARI

 

SUÇUN YAPISAL UNSURLARI

 

Her suçta bulunması gereken zorunlu unsurlar; maddi unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık unsurudur.

 

  1. Suçun maddi unsurları

 

Suçun maddi unsurları; fiil (hareket), netice, nedensellik bağı, fail, mağdur, suçun konusu ve nitelikli hallerdir.

 

  1. Fiil: Fiil (hareket), kişinin iradesiyle hâkim olduğu, belli bir amaca yönelik olarak dış dünyada görünümü olan insan davranışıdır. Fiilsiz suç olmaz.

 

Fiilin kanuni tanımında düzenleniş biçimine göre suçlar:

 

Tek hareketli suçlar: Kanuni tarifine göre, oluşumu için tek hareketin icrasının yeterli görüldüğü suçlara denir. Örneğin kasten öldürme, hırsızlık gibi.

 

Çok hareketli suçlar: Kanuni tarifine göre, oluşumu için birden fazla hareketin icrasının yeterli görüldüğü suçlara denir. Bu tür suçların oluşması için, kanuni tanımda gösterilen hareketlerin tamamının gerçekleştirilmesi gerekir. Örneğin yağma (cebir veya tehdit + malın alınması), özel belgede sahtecilik (sahte özel belge düzenleme + kullanma) gibi.

 

Serbest hareketli suçlar: Kanuni tanımda, fiilin nasıl gerçekleştirileceği konusunda bir özelleştirmenin yapılmadığı suçlara denir. Örneğin kasten öldürme suçunda, ölüm neticesini meydana getirecek hareketin ne olduğu belirtilmemiştir. Dolayısıyla bu suç ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli her türlü hareketle işlenebilir. Bıçaklamak ve silahla ateş etmek gibi.

 

Bağlı hareketli suçlar: Kanuni tanımda suçun hangi hareketlerle işlenebileceğinin bizzat somut olarak gösterildiği suçlara denir. Örneğin yağma suçu. Zira bu suçun kanuni tarifinde, cebir veya tehditle bir malın alınmasından söz edilir. Bunun dışındaki hareketle (hile gibi) malın alınması halinde yağma suçu oluşmaz.

 

Seçimlik hareketli suçlar: Kanuni tanımda birbirinin alternatifi olarak gösterilen hareketlerden biri ile işlenebilen suçlara denir. Örneğin mala zarar verme. Belirtilen hareketlerden birinin icrası, suçun oluşması için yeterlidir.

 

Kesintisiz suç: Fiilin icrasının süreklilik arz ettiği suçlara denir. Örneğin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gibi. Mağdurun özgür olarak hareket etmesi engellendiği sürece fiilin icrası devam eder. Mağdurun hareket hürriyetinin kısıtlandığı anda suç tamamlanır.

 

İhmali suçlar: Ceza kanununda yer alan suçlar, esas itibariyle icrai; yani aktif bir hareketle ve kasten gerçekleştirilir. Buna karşılık ihmali; yani belli bir davranışta bulunmama şeklindeki ihmali ve taksirli suçlar istisnai niteliktedir. İcrai ve ihmali suç arasındaki ayırım yasaklayıcı ve emredici hukuk normlarından hareketle ortaya konulur: Yasaklayıcı normların, belli bir hareketi yasakladığı hallerde, o hareketin yapılması durumunda icrai suç; buna karşın, belli bir şekilde hareket etmeyi emreden, emredici normlara aykırı davranarak, emredilen hareketin yapılmaması durumunda ise ihmali suç söz konusudur. Ceza hukuku esas olarak yasaklayıcı normlardan oluşur.  

 

  1. Netice: Netice, fiilin, sadece suçun kanuni tanımında gösterilen şekilde dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. Örneğin kasten öldürme, kasten yaralama netice suçudur.

 

  1. Nedensellik bağı: Hiç kimse, kendi fiilinin sebebiyet vermediği bir neticeden dolayı sorumlu tutulamaz. Bir neticeden dolayı sorumlu tutulabilmenin temelini, fiil ile netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisini ifade eden nedensellik bağı oluşturur. Ayrıca neticenin faile objektif olarak yüklenebilmesi gerekir. Objektif isnat için ölçü ise, somut olayda ortaya çıkan neticenin doğrudan doğruya failin fiilinin eseri olarak görülmesidir.

 

  1. Fail: Fail, suçun kanuni tarifindeki fiili gerçekleştiren kişidir. (TCK 37) Ceza hukukunda kural olarak suçlar herkes tarafından işlenebilir. Ancak yalnız özel faillik niteliğine sahip kişiler tarafından işlenen suçlara “özgü suç” adı verilir. Örneğin zimmet suçunu sadece kamu görevlisi işleyebilir. Dolayısıyla zimmet suçu bir özgü suçtur.

 

  1. Mağdur: Mağduru olmayan suç yoktur. Suçun mağduru, suçun konusunun ait olduğu kişidir. Örneğin bir arabanın yakılması olayında mala zarar verme suçunun konusu yakılan araba, suçun mağduru ise arabanın sahibidir.

 

  1. Suçun konusu: Konusu bulunmayan bir suç olmaz. Suçun konusu, üzerinde fiilin icra edildiği eşya veya şahsın fiziki (maddi) yapısıdır. Örneğin hırsızlık suçunda suçun konusu çalınan eşyadır. Mala zarar verme suçunda zarar verilen maldır.  

 

  1. Nitelikli haller: Suçun temel şekline ilave edilen ve suçun temel şekline nazaran cezanın artırılmasını veya indirilmesini gerektiren unsurlara, suçun nitelikli unsurları denir.

 

 

  1. Manevi unsur

 

Suçun manevi unsurları; kast ve taksidir. Manevi unsur, işlenen fiil ile kişi arasındaki manevi bağı ifade eder. Bu bağ kurulmadan suçun oluştuğundan söz edilemez. Kast ve taksir haksızlık teşkil eden fiilin işleniş şeklidir.

 

  1. Kast: Suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Şayet tanımda suçun manevi unsuruna dair bir açıklık yok ise bu suç ancak kasten işlenebilir. Fail fiili işlerken suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmekte olduğunu biliyorsa kasten hareket etmiş sayılır. Örneğin aldığı eşyanın başkasına ait olduğunu bilmeyen kimse, hırsızlık suçu bakımından kasten hareket etmiş olmaz. Suçun kanuni tarifinde yer alan bütün maddi unsurlar kastın kapsamına dâhildir. Suçun nitelikli unsurları da kast kapsamına dâhildir. Örneğin kamu görevlisine hakaret suçunda fail, hakaret ettiği kişinin kamu görevlisi olduğunu bilmiyorsa suçun nitelikli hali oluşmaz. Somut olayın özelliklerine göre failin algılama ve irade yeteneği değerlendirilir. Failin kastı, suçun icra hareketlerini gerçekleştirdiği sırada bulunmalıdır.

 

  1. Doğrudan kast: Suçun kanuni tarifindeki maddi unsurların bilerek gerçekleştirildiği hallerde doğrudan kast vardır. Fail, işlediği suçun maddi unsurlarını tümüyle düşünmüş, öngörmüş ve dolayısıyla bütün bunlar hakkında bilgiye sahip olmuş ise doğrudan kast vardır. Bir suçun kanuni tanımında “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadeler varsa bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Örneğin iftira suçu gibi. Kastın bu türünde kişi suçun maddi unsurlarını mümkün olabildiğince kesin olarak bilmekte ve suçun unsurlarının gerçekleşmesini istemektedir. Örneğin bir araca belli bir kişiyi öldürmek için güçlü bir bomba yerleştiren fail, suçun maddi unsurlarını mümkün olabildiğince bilmektedir. Ancak bombanın patlamasıyla sadece hedef aldığı kişiyi değil, onun yanında bulunan kişileri de kesine yakın bir ölçüde öldüreceğini bilmesinden dolayı sadece hedef aldığı kişinin değil diğer kişilerin de ölmesini istediği kabul edilir.

 

  1. Olası kast: Olası kast halinde suçun maddi unsurlarının gerçekleşmesi, fail tarafından muhakkak değil, muhtemel (olası) addedilir. Olası kastta, “olursa olsun” düşüncesi ile hareket edilir. Doğrudan kast ile olası kastın farkı esas itibariyle isteme unsurunda ortaya çıkar. Diğer bir deyişle maddi unsurları gerçekleşmesine yönelik irade, doğrudan kastta olan ölçüde değildir.   

 

  1. Taksir: Taksirle işlenen fiillerin cezalandırılabilmesi için, kanunda bunun açıkça belirtilmiş olması gerekir. Taksirin cezalandırılmasının nedeni, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal edilmesidir. Bir başka deyişle taksir, kişinin kendisinden beklenen ve göstermek zorunda olduğu özeni göstermemesi nedeniyle neticenin gerçekleşmesi halidir. Özen yükümlülüğünün temelini toplumda yaşamanın beraberinde getirdiği davranış normları oluşturur. Özen yükümlülüğünün kaynağı mevzuat veya ortak hayat tecrübelerinden kaynaklı olabilir.

 

  1. Bilinçli taksir/Bilinçsiz taksir: Bilinçli taksiri bilinçsiz taksirden ayıran temel ölçüt, bilinçli taksirde istenmeyen netice fail tarafından öngörülürken; bilinçsiz taksirde öngörülmemektedir. Yani suç teşkil eden belli bir fiilin gerçekleşebileceği öngörülmekle beraber, fail neticenin meydana gelmeyeceğine yükümlülüklerine aykırı bir şekilde güven beslemektedir.

 

 

  1. Hukuka aykırılık

 

Genel olarak hukuka aykırılık, hukuka karşı gelme ve hukukla çatışma halinde olma anlamına gelir. Suçun bir unsuru olarak hukuka aykırılık ise, işlenen fiilin hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunmasını ifade eder. Hukuka uygunluk nedenleri kural olarak, bütün suçlar için geçerlidir. Tipik bir fiilin suç olabilmesi için hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması gerekir.

 

Hukuka uygunluk nedenleri şunlardır:

 

  1. Kanunun hükmünü yerine getirme: Kanun hükmünü (kanun, tüzük, yönetmelik vb.) yerine getirme çoğunlukla kamu görevlilerine aittir. Örneğin CMK 90 maddesine göre bir vatandaşın şüpheliyi yakalayarak özgürlüğünü kısıtlaması hukuka uygundur.

 

  1. Meşru savunma: Bir saldırı ile karşılaşan kişinin, bu saldırıyı uzaklaştırmak amacıyla bir tepkide bulunması hukuk düzenince meşru (yasal) görülmektedir.

 

  1. Hakkın kullanılması: Bunun için; kişi tarafından doğrudan doğruya kullanılabilen sübjektif bir hak bulunmalı, kişinin hakkını tanınma sebebinin sınırları içinde kullanması ve hakkın kullanılması ile işlenen ve tipe uygun olan fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Örneğin iddia ve savunma dokunulmazlığı başlıklı TCK 128/1 uyarınca yargı makamları veya idare nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirilmelerde bulunulması halinde ceza verilmez. Ancak bunun için isnat ve değerlendirmenin, gerçek ve somut olaylara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

 

  1. İlgilinin rızası: Bunun için; kişinin üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hakkın varlığı (malvarlığı gibi), kişi rızaya ehil olmalıdır ve rızanın açıklanması gerekir. Örneğin tıbbi müdahaleye izin verilmesi gibi.

 

 

CEZA SORUMLULUĞUNU KALDIRAN VE AZALTAN NEDENLER

 

Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler:

 

  1. Yaş küçüklüğü,
  2. Akıl hastalığı (Şizofreni, halüsinasyon, mani, melankoli, paranoya ve sara gibi hastalıklarda kişinin kusur yeteneğinin olmadığı veya önemli ölçüde azaldığından bahsedilebilir.),
  3. Sağır ve dilsizlik,
  4. Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (Kişi, alkol veya uyuşturucu madde almak kastıyla hareket etmemesine rağmen yanılarak bu maddeleri kullanmış veya alkol ya da uyuşturucu madde kullanmaya zorlanmış ve bu maddelerin etkisinde iken suç teşkil eden bir fiil işlemiş olabilir),
  5. Cebir ve tehdit dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi,
  6. Zorunluluk hali dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi,
  7. Hukuka aykırı ve fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi,
  8. Hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılması,
  9. Haksız tahrik,
  10. Hata halleri (Hata; yanlış bilme, bilmeme veya eksik bilme nedeniyle kişinin düşündüğü ile gerçekleşenin birbirine uymamasını ifade eder.)

 

 

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜM BİÇİMLERİ

 

  1. Teşebbüs: Öncelikle failin girdiği suç yolunun hangi suça ilişkin olduğu tespit edilmelidir ki, bu suçun teşebbüs aşamasında kaldığından söz edilebilsin ve fail hakkında teşebbüse dair hükümler uygulanabilsin. Suça teşebbüs için aranan birinci koşul, kasten işlenebilen bir suçun varlığıdır. Taksirle işlenen suçlarda teşebbüs mümkün değildir. İkinci koşul, fiilin icrasına başlanmış olması, üçüncü koşul gerçekleştirilen fiilin neticeyi meydana getirmeye elverişli olması, dördüncü koşul ise, failin elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerini tamamlayamamış veya icra hareketlerini tamamlamakla birlikte neticeyi gerçekleştirememiş olmasıdır. Kesintisiz suçlarda da teşebbüs mümkündür. Örneğin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, mağdurun hürriyetinin kısıtlandığı anda tamamlanır, mağdurun serbest kaldığı anda sonlanır. Kesintisiz suçlar, icra hareketleri tamamlanıncaya kadar teşebbüse elverişlidir. Örneğin mağdurun gösterdiği direnç nedeniyle kaçırılamaması halinde, suç henüz tamamlanmamıştır ve teşebbüs uygulanır. Fakat mağdur, kaçırıldıktan sonra bir yolunu bulup kaçmayı başarırsa, bu suç mağdurun kaçırıldığı anda zaten tamamlandığı için teşebbüs hükümleri uygulanmaz.

 

  1. Gönüllü vazgeçme: Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu taktirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Örneğin öldürme için silahıyla ateş ederek bir kimsenin yaralanmasına neden olup öldürmekten vazgeçilerek kişinin hastaneye kaldırılması ve ölümünün engellenmesi durumunda gönüllü vazgeçme söz konusudur. Yani ölüm neticesi gerçekleşmediğinde fail, öldürmeye teşebbüsten cezalandırılması gerekirken gönüllü vazgeçme nedeniyle öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmayacaktır. Ancak tamam olan kısmın ayrıca bir suç oluşturması durumunda kişinin tamam olan bu suçtan dolayı cezalandırılacak olması nedeniyle fail, kişinin yaralanmasından dolayı sorumlu olacaktır. Suç tamamlandıktan sonra gönüllü vazgeçmenin değil etkin pişmanlığın söz konusu olacağı da ifade edilir. Gönüllü vazgeçme, suçun icra hareketleri aşamasında olabileceği gibi icra hareketleri tamamlandıktan sonra da olabilir. Her halükarda kişinin gösterdiği çabaların mutlaka başarıyla sonuçlanması gerekir.

 

  1. İştirak: Suçun işlenişine yaptığı katkıyla fiil üzerinde hâkimiyet kuramayan suç ortağı “şerik”tir. Şeriklik türü olarak azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan kişinin bir başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesidir. Eğer kişi daha önce suçu işlemeye karar vermiş ise azmettirme değil, yardım etme (manevi yardım) söz konusudur. Azmettirenin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, azmettirilen kişinin en azından fiilin icrasına başlanmış olması gerekir. Azmettirilen kişi bazı hallerde sınırı aşabilir. Örneğin hırsızlık suçuna azmettirilen failin, aynı zamanda ev sahibine cinsel saldırı suçunu işlemesi durumunda, azmettiren sadece hırsızlıktan sorumlu olur. Ayrıca cinsel saldırı suçundan sorumlu tutulmaz. Şerikliğin bir diğer şekli de yardım etmedir. Yardım etme, bir başkasının kasten işlemekte olduğu suçun kasten desteklenmesini ifade eder. 

 

  1. İçtima: Tek fiil ile aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlendiği hallerde aynı neviden fikri içtima söz konusudur. Örneğin tek sözle birden fazla kişiye hakaret edilmesi ya da birden fazla kişinin tehdit edilmesi, tek fiille birden fazla kişinin hürriyetinden yoksun kılınması hallerinde aynı neviden fikri içtima vardır. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza TCK 43’e göre artırılır. Bir fiil birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veriyorsa farklı neviden fikri içtimadan söz edilir.

 

02.10.2018

 

_________________________________________________________________________________________________________________

 

CEZA MUHAKEMESİNDE İSTİNAF

 

Hukuki Dayanak

 

Ceza muhakemesinde istinaf, 5271 sayılı CMK’nın 272 ila 285 arasındaki maddelerde düzenlenmiştir.

 

İlişkili mevzuat:

 

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

 

İstinaf Nedir?

 

İstinaf, ilk derece mahkemesinin ceza davası ile ilgili verdiği son kararın, üst dereceli bir mahkeme olan bölge adliye mahkemesi tarafından hem maddi (sabit olup olmaması) hem de hukuka aykırılık yönünden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur. İstinafın öncelikli amacı, ilk derece mahkemesince verilen kararı, hem maddi hem de hukuki yönden denetleyerek gerekirse yeniden gözden geçirmektir. İstinaf adeta, ikinci bir ilk derece yargılamasıdır.

 

İstinaf Yolu Açık Hükümler

 

İlk derece mahkemelerinden (ağır ceza, asliye ceza vb.) verilen hükümlere (beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri, davanın reddi, düşme kararı, görevsizlik, müsadere) karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

 

Hükümden önce verilip hükme etkili olan, bu nedenle de hükme esas teşkil eden ara kararlara veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. Örneğin mahkemenin bir tanığı veya bilirkişiyi dinlemeye karar vermesi ve tanık ifadesi veya bilirkişi raporunun hükmün temel dayanağını oluşturması hali gibi. Ancak verilen karara karşı itiraz yolu varsa, bu karara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Keza ilgili taraflar, bölge adliye mahkemesinin aynı tür kararları bakımından da Yargıtay’a başvurma hakkına sahiptirler.

 

İstinaf Yolu Kapalı Hükümler (Kesin Nitelikteki Kararlar)

 

Aşağıda belirtilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz:

  1. Hapis cezasından çevrilen adli para cezası hariç, 3.000,00 TL dâhil adli para cezası,  
  2. Üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükmü,
  3. Özel kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler.

 

İstinaf Başvurusunda Süre

 

İstinaf başvurusu, hükmün açıklanmasından itibaren 7 (yedi) gün içinde yapılır. Sanığın kendisi, avukatı, yasal temsilcisi veya eşi başvuru hakkına sahiptir. Süresi içinde istinaf başvurusu yapılırsa hüküm kesinleşmez ve infaz edilmez. Başvuru yapılmazsa hüküm kesinleşerek infaza başlanır. 7 günlük sürenin başlangıcı, hükmün verildiği duruşmaya katılıp katılmama durumuna göre değişir. İstinaf hakkı olan kişi hükmün verildiği son duruşmaya katılmışsa, hükümden itibaren 7 günlük süre başlar. Eğer kişi, hükmün verildiği son duruşmaya katılmamışsa, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre başlar. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf başvurusu yapmak isteyen taraf, bu süre içinde süre tutum dilekçesi; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren ise 7 gün içinde gerekçeli istinaf dilekçesi vermek zorundadır. Karar duruşmasında sadece hüküm fıkrası açıklanmış, yani gerekçe tümüyle açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde gerekçenin tebliğ edilmesi gerekmektedir. 7 günlük süre, hükmün gerekçesinin yazılıp dosyaya konulmasından itibaren başlar. (CMK 232/3)

 

Başvuru Usulü

 

İstinaf davası kendiliğinden açılamadığından, bu hususta bir talep gereklidir. İstinaf dilekçesi, hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye verilmek üzere aynı derecede başka bir mahkemeye verilir. Beyanda bulunmak ve tutanağa bağlanarak hâkime onaylattırılmak suretiyle de başvuru yapılabilir. Tutuklu (hükümlü veya tazyik hapsinden hükümlü olan da dâhil) olan kişi ise cezaevi yönetimi aracılığıyla başvuru yapabilir. (CMK 263) İstinaf başvurusu, ilgilinin tercihine bağlıdır. Ancak 15 yıl ve daha fazla verilen hapis cezası, bölge adliye mahkemesince resen incelendiği için ilgili kişi başvurmasa da dosya istinaf mahkemesine gönderilir. Bu tür istinafta (otomatik istinaf), içtima sonucu tayin edilen toplam cezaya değil, içtimaya dâhil her bir mahkûmiyet hükmündeki ceza miktarına bakılır. (CGK-2005/5-52-45) Başvuru dilekçesinde imza eksikliği varsa mahkemenin bunu tamamlattırması gerekir. (HGK-1980/7-1677-1983/328)

 

Eski Hale Getirme

 

Eski hale getirme, esasında bir süreye uyamayan kişinin kaybettiği hakkı ona yeniden sağlama olanağıdır. CMK’nın 40. maddesine göre, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişi kusurlu sayılmayacağı için, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kimse eski hale getirme talebinde bulunabilir. Kişinin mücbir (zorlayıcı) sebepler; yani dıştan gelen, failin bilinç ve iradesinin sonucu olmayan ve failin karşı koyamayacağı ve önleyemeyeceği bir kuvvetin etkisiyle veya failin sakınması olanağı bulunmayan kaza, rastlantı, maddi zorlama gibi olaylar sonucu süreye uyamamış olması koşulu aranır. Örneğin deprem, sel, ağır hastalık gibi önceden öngörülmeyen ve önlenebilmesi mümkün olmayan genel olarak dış etkenlerin sonucu oluşan hallerdir. Kişinin, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına dair olguları, varsa belgelerini de ekleyerek (mesela hastalığı nedeniyle hastanede yattığını inandırıcı biçimde ve gerektiğinde doktor raporunu ekleyerek açıklaması), engelin kalkmasından itibaren 7 gün içinde hükmü veren mahkemeye, eski hale getirme dilekçesi vermesi gerekir. Talep üzerine mahkeme karar verir. Kabul kararı kesindir. Ret kararına karşı itiraz edilebilir. İstinaf yolu açısından ise; sanık, yokluğunda aleyhine hüküm verilmişse eski hale getirme talebinde bulunabilir. Eski hale getirme süresi içinde istinaf süresi işler. Sanık, ayrıca istinaf talebinde de bulunması gerekir. Bu halde istinaf talebiyle ilişkili işler, eski hale getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. Yasal temsilci ve eşi, eski hale getirme talebinde bulunamaz, sadece sanık lehine başvurabilir.

 

Cumhuriyet Savcısının İstinaf Yetkisi

 

Ağır ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcısı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hükmüne karşı, kararın geliş tarihinden itibaren 7 gün içinde istinafa başvurabilir. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun mahiyeti hususunda tereddüt varsa sanığın lehine kabul edilir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu-1941/25-45)              

 

Başvurunun Şekil Şartları ve Süreç

 

Sanık ve katılan ile başvuru hakkına sahip kişilerin başvuru veya beyan dilekçelerinde sebep ve gerekçe gösterme zorunluluğu yoktur. Dilekçede istinaf sözcüğünün geçmesi şart olmayıp son kararın üst mahkemece incelenmesi isteğinin ortaya konması yeterlidir. Örneğin “usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep ediyorum” şeklindeki bir ibare de yeterlidir.  Dilekçenin bütünlüğünden istinaf isteminin anlaşılması halinde dilekçe şartlarının varlığı kabul edilir. Cumhuriyet savcısı ise, istinaf dilekçesinde başvurma nedenlerini ve gerekçelerini açıkça belirtmek zorundadır. Böylece yapılan başvurunun sanık aleyhinde mi yoksa sanık lehinde mi olduğu, hükümlerden hangisi için istinafa başvurduğu hususundaki tereddütler giderilmiş olacaktır. Cumhuriyet savcısının başvurusu, dosyadaki taraflara da tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde bu başvuruya karşı beyanda bulunma hakkına sahiptir. Keza mahkemece reddedilmeyen istinaf başvurusunun bir örneği de karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf, tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkemeye yazılı olarak cevap verebilir. Karşı taraf sanık ise, tutanağa bağlanmak suretiyle zabıt kâtibine beyanda bulunarak da cevabını verebilir. Tebliğ ve cevap için belirlenen süreler bittikten sonra dava dosyası bölge adliye mahkemesine gönderilir.  

 

İstinaf Başvurusunun Reddi

 

İstinaf başvurusu; süresi içinde yapılmamışsa, istinaf yolu kapalı bir hükme karşı yapılmışsa veya başvuru hakkı bulunmayan kişiler yapmışsa, hükmü veren mahkemece ret kararı verilir ve ilgililere tebliğ edilir. Tebliğden itibaren yedi gün içinde ret kararına karşı bölge adliye mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak bu durumda cezanın infazı ertelenemez. Bölge adliye mahkemesinin bu konudaki kararı kesin olup bu karara karşı temyize gidilemez.    

 

İstinaf Başvurusundan Vazgeçme

 

Bölge adliye mahkemesince karar verilinceye kadar istinaf başvurusundan vazgeçilebilir. Ancak Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan, onun rızası olmaksızın vazgeçilemez. (CMK 266/1) Müdafi veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır. (CMK 266/2)

 

Bölge Adliye Mahkemesindeki İşlemler

 

Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde görevli ceza dairesine verilir. Ceza dairesi öncelikle, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar.

 

Ön İnceleme

 

Dosya üzerinden ön inceleme, davanın özelliğine göre heyet halinde yapılabileceği gibi görevlendirilecek bir üye vasıtasıyla da yapılabilir. Ön inceleme sırasında tutuklunun tahliyesine de karar verilebilir.    

 

Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda, itiraz yolu açık olmak üzere şu kararlardan birisi verilir:

  • Yetkisizlik halinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesi.
  • İstinaf başvurusu; süresi içinde yapılmamışsa, istinaf yolu kapalı bir hükme karşı yapılmışsa veya başvuru hakkı bulunmayan kişiler yapmışsa istinaf başvurusunun reddi.

 

İnceleme

 

Ön incelemeden geçen dosya heyet halinde ceza dairesinde görüşülür ve dosya ve dosyayla birlikte sunulan deliller incelenir. Başvuranların, istinaf dilekçesinde gerekçe göstermemesi halinde ceza dairesi tüm yönleriyle dosyayı incelemelidir. Cumhuriyet savcısının gerekçe göstermemesi durumunda ise, savcıdan gerekçe göstermesini istenmelidir.

 

Bu aşamada ceza dairesince şu kararlardan birisi verilir:

 

  • Yerel mahkeme kararında usul veya esasa dair herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanırsa istinaf başvurusunun esastan reddi, (Esastan ret)
  • CMK’nın 303/1 maddesinin;

(a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse,

(c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise,

(d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse,

(e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise,

(f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise,

(g) Türk Ceza Kanununun 61. maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise,

(h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa,

 

bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, (Düzeltilerek esastan ret)

  • Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkûmiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi,
  • Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi,
  • Yerel mahkemenin kararında CMK’nın 289/1 maddesindeki g (hükmün gerekçesiz olması) ve h (savunma hakkının sınırlandırılması) bentleri hariç;
  1. Mahkemenin kanuna uygun oluşmaması,
  2. Kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
  3. Ret istemi kabul edilen hâkimin hükme katılması,
  4. Görevsiz ve yetkisiz mahkemenin davaya bakması,
  5. Duruşmada hazır bulunması gerekenlerin yokluğunda duruşma yapılması,
  6. Duruşmalı hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesi,
  1. Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması,

 

bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesi, (Hükmün bozulması ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesi)

  • Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanması. (Davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi)

 

Kovuşturma

 

Ceza dairesi, davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığına başlama kararı verirse; duruşma sonunda istinaf başvurusu esastan reddedilir veya yerel mahkemenin hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulur. Duruşmalı inceleme yapılabilmesi için öngörülmüş bir ceza sınırı yoktur. Örneğin hükmü etkileyecek hususlarda görgü ve bilgisi bulunan bazı tanıkların dinlenilmesi talebinin kabul edilmemiş olması, tanıklar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve farklı anlatımlarda bulunan tanıkların anlatımlarının ret veya kabulü konusunda yeterli değerlendirmenin yapılmaması veya suçun kanıtlanması bakımından önemli olan bazı tetkik ve tahlillerin yahut keşfin yapılmamış olması gibi vaka yargılamasına ilişkin konulardaki eksiklikler, duruşma açılması nedenlerini oluşturabilir. Keza oluşa uygun biçimde tespit edilen maddi olayın hukuki nitelendirmesinde yanılgı veya cezanın belirlenmesine dair hukuka aykırılık bulunması da duruşma yapılması nedeni olabilir.   

 

Duruşma hazırlığı aşamasında ceza dairesi başkanı veya başkanın görevlendirdiği daire üyesi, CMK’nın 175. maddesine göre duruşma günü belirler ve çağrı tebligatlarının yapılmasını sağlar. Ceza dairesi, tanıklar ve bilirkişinin dinlenilmesi ile keşif yapılması kararı da verebilir. Böylece davanın bir duruşmada sonuçlandırılmasını sağlayıcı önlemler alınır. Gerekirse tutuklama, tutukluluk halinin devamı, tahliye, adli kontrol kararı, el koyma, zorla getirme, yakalama, iletişimin denetlenmesi ve tespiti vb. kararlar verebilir. Tutukluluğun gözden geçirilmesi (CMK 108) ve tutukluluk için kanunda öngörülen azami süreler (CMK 102) istinafta da geçerlidir. Ceza dairesi, resen de tahliye kararı verebilir. (CGK-2011/3-49-28)

 

Duruşma, CMK’nın duruşma hazırlığı (CMK md. 175 ila 181), duruşma (CMK md. 182 ila 222) ve karara (CMK md. 223 ila 232) dair hükümlerine göre yürütülüp sonuçlandırılır. Ancak istinaf duruşmasında aşağıda belirtilen istisnalar uygulanır:

 

  • Duruşma, CMK’nın öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır.
  • İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatılır.
  • İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu anlatılır.
  • Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır.
  • Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.

 

Duruşma sonucunda bölge adliye mahkemesi, istinaf başvurusunu esastan reddeder veya yerel mahkemenin hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. (CMK 223) Böylece temyiz yolu açık olanlar hariç, karar tarihi itibariyle hüküm kesinleşmiş olur. Ceza dairesi kararının gerekçeli olması zorunludur. (CMK 230) Aksi durum, CMK’nın 289/1-g maddesine göre kanuna aykırılık sayılır.

 

Aleyhe Bozma Yasağı

 

Sanık aleyhine yapılan istinaf başvurusunda bölge adliye mahkemesi kararı sanık lehine veya aleyhine bozabilir. İstinaf başvurusu, sadece sanık tarafından yapılmışsa, yani sanığın aleyhine istinaf talebi yoksa, bölge adliye mahkemesi sanığın daha fazla cezayla cezalandırılması gerektiği kanaatine varsa bile, “aleyhe bozma yasağı” uyarınca, ceza miktarı yönünden bozma kararı veremez. Sadece sanık lehine, kendisi, avukatı veya Cumhuriyet savcısı tarafından istinafa başvurulmuşsa, bölge adliye mahkemesince yeniden verilen hüküm, yerel mahkemece belirlenmiş önceki cezadan daha ağır olamaz. Bu kural, gerek cezanın türü ve gerek süresi bakımından geçerli olup suç niteliğine etkisi yoktur.

 

İstinaf Mahkemesi Kararının Sirayeti

 

Ceza dairesinin, dosya üzerinden veya duruşma sonucunda verdiği kararın sanığın lehine olması durumunda, uygulama olanağı varsa, istinaf yoluna başvurmayan aynı dosyadaki diğer sanıklar da lehe verilen karardan aynen yararlanırlar. Örneğin örgüte yardım olan suç vasfının yanlışlıkla örgüt üyeliği olarak nitelendirildiği tespit edilerek yerel mahkeme kararının kaldırılması durumunda bu karardan, istinaf başvurusu yapmamış diğer sanıklar da faydalanır.

 

Dosyanın Sonuçlanması ve İnfaz

 

Bölge adliye mahkemesince hüküm verilip işlemleri tamamlanarak kesinleşen dosya, temyiz yolu açık olanlar hariç, kararı veren yerel mahkemeye iade edilir. Yerel mahkeme, karara göre yeniden yargılama yapar veya hükmün infazı için Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.

 

Temyizden farklı olarak, bölge adliye mahkemesinin verdiği karar ve hükümlere karşı direnilemez ve itiraz ve temyiz hakkı hariç, herhangi bir kanun yoluna gidilemez.

 

İstinaf Yargılamasında Uzlaşma Hükümleri Uygulanabilir Mi?

 

Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince istinaf denetimi yapıldığı sırada, fiilin uzlaşma kapsamında bulunduğu kanısına varılırsa, duruşmalı inceleme yaparak uzlaşma hükümlerini uygulaması gerekir.

 

HAGB Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvurulabilir Mi?

 

İstinaf yoluna başvurmak için hükmün açıklanması gerektiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ortada hukuken sonuç doğuran bir hüküm olmadığından istinaf başvurusunda bulunulamaz. (Aksi yönde görüş;Yenisey/Nuhoğlu,s.897)

 

İçtihat Farklılıklarının Giderilmesi

 

Farklı istinaf ceza dairelerinin kararları arasında çıkabilecek içtihat farklılıkları giderilebilir. 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre, resen ya da ilgili ceza dairesinin veya Cumhuriyet başsavcısının, CMK’ya göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir ceza dairesince verilen kesinleşmiş kararlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanları Kurulu, bu uyuşmazlığın giderilmesini, Yargıtay Birinci Başkanlığı’ndan ister. Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesi, yapılacak işlemler yönünden kıyasen uygulanır.

 

11.12.2018

 

________________________________________________________________________________________________________________

 

GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ KOŞULLU SALIVERİLME VE DENETİMLİ SERBESTLİK ÇİZELGESİ (GENEL)

                                                                                                                                                                       

Suç tarihi 01.06.2005 - 01.07.2016 arasında ise (*)

Şartla tahliye için

Denetimli serbestlik
(şartla tahliyeye kadar)

Süreli hapis

Örgüt/terör

Mükerrir (**)

1/2

3/4

3/4

2 yıl

       

Suç tarihi 01.07.2016 (dâhil) sonrasında ise (*)

Şartla tahliye için

Denetimli serbestlik
(şartla tahliyeye kadar)

Süreli hapis

Örgüt/terör

Mükerrir (**)

2/3

3/4

3/4

1 yıl

 

(*): Suç tarihi 01.07.2016 öncesi olsa bile aşağıda belirtilen suçlardan hüküm giyenler, ½ oranında şartla tahliye indirimi ve son 2 yıl kala denetimli serbestlik uygulamasından yararlanamaz:

 

  • Kasten öldürme (81, 82)
  • Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları (86/3-a, 86/3-b, 87)
  • Cinsel saldırı (102)
  • Çocukların cinsel istismarı (103)
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki (104)
  • Cinsel taciz (105)
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal (132)
  • Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (133)
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal (134)
  • Kişisel verilerin kaydedilmesi (135)
  • Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (136)
  • Nitelikli haller (137)
  • Verileri yok etmeme (138)
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (188)
  • TCK 302 ila 339 arasındaki suçlar
  • Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar

 

(**): Mükerrir olmasa bile, suç tarihi 18.06.2014 tarihi ve sonrası olan ve aşağıda belirtilen suçlardan hüküm giyenler hakkında koşullu salıverilme için ¾ oranında infaz rejimi uygulanır:

 

  • Cinsel saldırı (102/2)
  • Çocukların cinsel istismarı (103)
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki (104/2-3)
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (188)

 

04.02.2019



Anasayfa

Kurumsal

Ekibimiz

İletişim

Serbay Interactive